Okunma Sayısı : 1528  |
Sayfa 1 Toplam: 13
Beslenme
Canlılarda büyüme, sağlık, üreme için gerekli besin maddelerinin alınması. Besinler, bedende gerçekleşen kimyasal tepkimeler için gerekli kimyasal enerjinin yanı sıra, bedene destek olan, hücrelerin oluşması ve yenilenmesi için gereken maddeleri de sağlarlar. Canlıların varlıklarını sürdürebilmeleri için çeşitli kimyasal bileşenler içeren besinler almaları gerekir.
Sporculara güç kazandırmak için ya da şişmanlık, şeker hastalığı ve kalıtımsal bozukluklar gibi sorunlara da karşı da, özel beslenme rejimleri uygulanabilir. Dengeli bir rejimde kişinin aldığı kalori, bedenin gereksinmesine uygun olmalıdır. Beslenme rejiminin önemli bileşenleri proteinler, yağlar, karbonhidratlar, su, vitaminler ve tuzlar ile bazı az bulunan elementlerdir. Bunlar uygun ve dengeli biçimde alınmazlarsa, beslenme bozukluğu hastalıkları ortaya çıkar.
Kişinin dengeli beslenmesi için alınan besinler 5 grupta incelenir:
-
Tahıl ve Ekmek Grubu
-
Süt ve Yoğurt Grubu
-
Et Grubu
-
Sebze ve Meyve Grubu
-
Yağ ve Şeker Grubu
-
Karbonhidratlar: Vücudun temel enerji kaynağıdır. Kişinin günlük enerji gereksiniminin %55'i karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bu bileşikler yiyeceklerde daha çok şeker ve nişasta biçiminde bulunur. Örneğin üzüm şekeri denen glikoz en basit karbonhidratlardan, yumrulu bitkilerin köklerinde depolanan nişasta ise en karmaşık karbonhidratlardan biridir. Karbonhidratça zengin yiyeceklerin yapısında genellikle glikozdan daha karmaşık şekerler ve nişastalar bulunur. Ama bu bileşiklerin tümü sindirim sıraında parçalanarak glikoza indirgendiğinden, yiyeceklerdeki bütün karbonhidratlar sonunda glikoz olarak kana geçer ve karaciğerde glikojen biçiminde depolanır. Vücuda enerji gerektiğinde, karaciğerdeki glikojen yeniden glikoza dönüşerek kan dolaşımı aracılığıyla hücrelere dağıtılır. Bu nedenle, kanda bulunduğu için kan şekeri de denen glikoz vücudun temel enerji kaynağıdır.
Proteinler: Vücudun yapı taşlarıdır. Kemikler, kaslar, deri, sinirler, kısacası vücudun büyük bölümü proteinlerden oluşur. Yiyeceklerle alınan proteinler sindirim sırasında parçalanarak aminoasitlerine ayrışır ve vücut, bu aminoasit deposundan seçtiği uygun yapıtaşlarını yeniden bir araya getirerek kendi dokularını oluşturan proteinleri yapabilir. Protein açısından zengin olan başlıca hayvansal yiyecekler yunurta, et, balık, peynir ve süt, bitkisel yiyecekler ise ekmek, patates, fındık ve ceviz gibi kabuklu yemişler, bezelye, fasulye ve mercimektir.
1 gr protein 4 Kal'lik bir enerji sağlar. Günlük enerjinin %10-15'i proteinden gelmelidir. Beslenmemizde proteinden zengin besinlere ihtiyaçtan fazla tüketmek, yetersiz tüketmek kadar zararlıdır.
Yağlar: Vücudun enerji ihtiyacında bir diğer besin grubu da yağlardır. Yağlar da karbon, hidrojen, ve oksijenden oluşur. Tereyağı, yağlı et, kaymak, peynir ve yumurta gibi yiyeceklerden alınan hayvansal yağlar ile mısır, ayçiçeği, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumlardan elde edilen bitkisel yağlar dengeli beslenmede önemli bir yer tutar. Ama bu temel besinlerin fazla alınması zararlı olabilir. Bazı yağların kalp hastalıkları olasılığını artırdığına inanan birçok doktor, sağlıklı bir yaşam için özellikle hayvansal yağların fazla yenmemesini salık verir. 1 gr. yağ 9 Kal enerji sağlamaktadır.
Mineraller: Mineraller vücudun sağlılı kalabilmesi için gerekli olam kimyasal elementler ile bu elementlerin inorganik bileşikleridir. Her mineralin, öbür besin maddelerinin etkisini güçlendiren tamamlayıcı bir görevi vardır. En çok sütte ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişmesinde önemli rol oynar. Süt ürünlerinde, yumurta sarısında, baklagillerde ve kuru yemişlerde bulunan fosfor da kemik ve dişlerin, kas ve sinir dokusunun yapıtaşlarındandır. İçme sularında bulunan flüorun da diş çürümelerini önlediği saptanmıştır.
Vitaminler: Vücuttaki bir takım biokimyasal işlemlerin devamında rol oynarlar, vücudun direncini artırır ve bazı vitaminler, vücuda alınan çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu önlerler. İlk bulunan vitaminler alfabenin değişik harfleriyle adlandırılmıştı. Sonradan bu bileşiklerin kimyasal yapıları belirlenince, askorbik asit, tiyamin ya da riboflavin gibi bilimsel adlar verildi. Ama bugün bile, vitaminlerin A, B, C gibi harflerle anılması çok yaygındır. Vitaminlerin çok az miktarda alınması vücut için yeterli olduğundan, çeşitli yiyeceklerle dengeli beslenen kişilerde vitamin eksikliği görülmez. Yalnız bazı hastalıklarda doktorlar, vücut sağlığına kavuşuncaya kadar normalden daha fazla vitamin alınmasını önerirler. Ama olağan koşullarda yiyeceklerdekiyle yetinmeyip gereğinden çok vitamin almanın hiçbir yararı yoktur; çünkü vitaminlerin çoğu vücutta depolanmaz ve günlük gereksinimden fazlası idrarla birlikte dışarı atılır.
Gıdaların Seçimi
Sağlıksız beslenme, birçok insanda, damar duvarlarının iç yüzeyinde yağ birikintilerinin oluşmasına yol açar. Zaman içinde, bu yağ birikintileri kan damarlarını daraltıp kan damarlarını daraltıp kan dolaşımını engeller. Kalbe giden yaşamsal kan damarlarının daralması ya da tıkanması ise kalp krizine neden olabilir.
Bu birikintiler büyük miktarda kan kolesterolü denen maddeyi içerir. Herkesin kanında kolesterol bulunur ama kalp hastalarında bu miktar genellikle daha yüksektir. Yüksek kolesterolün nedeni yediğimiz gıdalardır. Ama bu düzeyi etkileyen, genellikle düşünüldüğü gibi gıdalarda bulunan kolesterol değil, tükettiğimiz yağların türü ve miktarıdır. Bilmemiz gereken 3 değişik yağ türü vardır...
Doymuş Yağlar: Yüksek oranda doymuş yağ içeren bir beslenme kandaki kolesterol seviyesini ve zamanla kalp hastalıkları riskini artırır. Bu yüzden , tükettiğimiz doymuş yağ miktarını azaltmaya çalışmalıyız. Doymuş yağlar, yağlı sığır ve koyun eti gibi hayvansal ürünlerde ve katı yağlarda yüksek miktarda bulunur. Ayrıca tam yağlı süt peynir ve tereyağı gibi mandıra ürünleri de yüksek oranda doymuş yağ içerir.
Tekli Doymamış Yağlar: Zeytinyağında ve avokadoda yüksek oranda bulunur. Kandaki kolesterol düzeyini artırmadığı gibi, bazı uzmanlara göre de, düşürücü etkisi vardır.
Çoklu Doymamış Yağlar: Kandaki fazla kolesterolü düşürmede yardımcı olabilirler. Çoklu doymamış yağlar mısırözü, ayçiçeği, soya ve safran gibi bitkisel yağlarda ve bu yağlardan yapılan 'doymamış yağ oranı yüksek' ibaresini taşıyan ürünlerde bulunur. Uskumru ve sardalya gibi yağlı balıklar da, kanda pıhtı oluşumunu önlemede yardımcı, bir tür çoklu doymamış yağ açısından zengindirler. Çoklu doymamış yağlar sağlığımız açısından yaşamsal değeri olan 'temel yağ asitlerini' içerirler. Bu yüzden, toplam yağ tüketimini azaltmak ve doymuş yağlar yerine doymamış ve özellikle çoklu doymamış yağları tüketmeye çalışmak çok gerekli bir çabadır.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >> |
|
|