|
Yazar Administrator
|
MAX PAYNE 2Şimdi düşündüğümde çok iyi hatırlıyorum. Sene 1998 civarı, elimizde bir derginin promosyon cdsi. Takıyoruz 24x cd okuyucumuza, başlıyoruz içindeki demoları yükleyip videoları izlemeye. Aralarından hemen Max Payne adında bir oyun sıyrılıveriyor. O videonun üzerinden neredeyse 4 yıl geçiyor. Her yıl yeni bir video izleyip "ulan ne oyun bea!" nidaları ile arkadaş ortamında Max Payne muhabbeti yapıyoruz. Hatta son zamanlarda Max Payne ile Duke Nukem Forever'ın aynı kaderi paylaştığını, ikisinin de herhalde çıkmayacağını düşünüyoruz. Neyse ki Max Payne çıkıyor ve hepimizi kendinden geçiriyor. Ayrıca sene neredeyse oldu 2007 biz halen Duke Nukem Forever'ı bekliyoruz, ayrı bir mevzu. Oyunun üzerinden, ilk oyunun yarısı kadar beklemeden bile bir duyum alıyoruz, "Max Payne 2 bitmek üzere". Hepimiz "nasıl yani?" durumlarında iken tarih açıklanıyor ve biz Max Payne 2 oynamaya (hatta bitirmeye) başladık bile!Neden aşk sayın Payne?İlk oyunu oynayan bilir. Max abimiz çok aşk perest bir insan olup, aşkı uğruna dağları delen genç delikanlılardan biriydi. Max abimiz önceki oyunda kendisini karısını öldürenlerden intikam almaya adayan bir insandı. Bu sefer Max karşımıza biraz farklı fakat ilk oyun ile çoğu zaman kesişen bir konu ile çıkıyor. Max Payne, NYPD'de çalışan bir dedektiftir ve ilginçtir ki ortağını öldürmek ile suçlanmaktadır. İşin daha da ilginci gerçekte ortağını öldürdüğünü düşünen katilin, hemen hemen aynı sebeplerden dolayı peşinde olan bir başka bayan ile tanışmaktadır(!). Mona Sax, Max abimizin yeni favorisi olmuştur ve sırt sırtı vererek katilin izini sürmektedirler. Kabaca konu böyle fakat oynadıkça dallanıp budaklanıyor. Bazı yerlerde ilk oyun ile kesişiyor, bazı yerlerde film gibi ilerliyor. İşin en iyi tarafı ise bazı bölümleri Mona Sax ile oynamamız. Karakterin sniper üzerindeki deneyimini de işin içine katarsak oyuna çok farklı bir tat verdiğini söyleyebilirim.Daha çok bullet time, daha çok eğlenceNedendir bilinmez yapımcılar oyunun menülerini ve video sistemi değiştirmemişler. Menüler gene eskisinde olduğu gibi. Videolar ise çizgi roman tarzında. Aslında hoş olmuş fakat insan Max Payne 2 diyince daha çok şey bekliyor doğrusu. Bir diğer merak konusu olan, ilk oyunda çoğu kişinin hiç sevmediği "rüya bölümleri" gene mevcut. Fakat bu sefer eskisi gibi değil de daha çok rüyayı yaşamış gibi oluyorsunuz. Oradan oraya zıplayarak platform oynar gibi oynamak yerine bazı olaylar ile karşılaşıyorsunuz. Bir diğer değişiklik ise en çok sevdiğimiz, Max Payne'i Max Payne yapan "Bullet Time" olayında. İlk oyuna nazaran iyice geliştirilmiş. Bir tuş ile sadece yavaş çekim oraya buraya atlıyoruz. Asıl bullet time efekti ise ayrılmış. Gene farenin sol tuşuna basarak aktif hale getiriyoruz. Bu sefer olay birazcık daha aksiyonvari hale getirilmiş.SONUÇOyun ilkinden daha eğlenceli ve sürükleyici. Bekleyenleri tatmin edecektir.
|
|
|
|
|
Yazar Administrator
|
KORİDOR Son dönemlerde Türk Oyun Sektöründe bazı kıpırdanmalar olduğu bir gerçek. İstanbul ve Pusu gibi önemli projelerin yanı sıra pek çok Türk programcısı da kendi çabaları ile bazı oyunlar hazırlamaya başladılar. Bunlardan biri de çat kapı ofisimize gelen Koridor "İnfaz Listesi" isimli oyun oldu. Zarfını açıp oyunu bilgisarımıza kurana kadar büyük bir şaşkınlık içerisindeydik. Hakan Nehir isimli programcı arkadaşımızın tamamıyla kendi çabası ile hazırladığı ve oyunun her anına emeğini yansıttığı bu projeyi incelerken de heyecanımız dinmedi. Temel olarak FPS tarzı olan oyunda, rehine kurtarma, terörist avı, önemli kişileri ele geçirme gibi aynı türdeki büyük yapımlarda gördüğümüz hemen her çeşit aksiyon mevcut.
Önyargıları bir kenara bırakalımDiğer tüm Türk yapımı oyunlarda olduğu gibi Koridor isimli bu oyunu da incelerken oyunun hatalarını didiklemek yerine onun güzelliklerini ve gerçekten üzerinde harcanan emeğe saygı duymak gerek. İlk başta vasatmış gibi görünen teknik yapısına rağmen Hakan arkadaşımız yaptığı iş gerçekten taktire şayan. Koridor’un hikayesi de gerçekten ilginç. Son dönem Irak' ta meydana gelen olaylardan sonra ortaya çıkan kaos ve boşluk ortamı bir çok terör grubunun iştahını kabartmıştır. Bu örgütlerden birisi, masum Irak halkıyla hiçbir ilgilerinin bulunmadığı halde sanki onlar adına mücadele ediyormuş gibi bir dizi eyleme başlamıştır. Bu eylemler çerçevesinde bir çok Türk vatandaşı da kaçırılmış ve bazıları öldürülmüştür. Bu olayları incelemek ve bunların arkasındaki terör örgütünü çökertmek amacıyla Türkiye'de "Koridor" adındaki özel bir birim devreye girer. Bu birim içinde yetiştirilmiş askerlerden birisi olan "Duman" kod adlı özel tim elemanıdır ve belirlenen görevleri gerçekleştirmek üzere seçilir. Ana menüye baktığımızda gayet basit ve anlaşılabilir olduğunu görüyoruz. Ayarlar bölümü fazlasıyla detaylı değil, ama “Eğitim” bölümü ve “Görev emri” bölümü güzel düşünülmüş. Özellikle Görev emri isimli seçenekte karakterimize verilen son derece şerefli ve bir o kadar da tehlikeli görevin ayrıntılarını öğreniyoruz. Yeni oyun seçeneği ile ilk görevimize başladığımızda bir kez daha şaşırıyor ve Hakan’ı tebrik ediyoruz. Çünkü görevimizden hemen evvel minik bir video izliyoruz ve eminim ki Hakan bu videoların özellikle üzerinde durmuş. Videolarda kimi zaman çevre detaylarını kimi zamanda kaçırılan rehinelerin hallerini izliyoruz. Ardından yükleme ekranı ile görev ayrıntılarımızı görüyor ve aksiyona giriyoruz. Aksiyon olarak yeterli ve ben bir türk olarak böyle bir oyun yapmış olmamızı takdirle karşılıyorum.
|
|
|
Yazar Administrator
|
KNIGHT RİDERTam bir fiyasko. Bu oyunu tek kelimeyle anlat denseydi, cevap kesinlikle bu olurdu. Sadece o güzel televizyon dizisinin hatırına bir süreliğine katlandığım ancak sabit diskimde fazlaca süre kalamayan bir oyun KITT – Knight Rider. Televizyon dizisinin ilk serisini hatırlayacak olursak kahramanımız; Kanunlardan daha güçlü olan suçluların dünyasında, masumların, acizlerin, güçsüzlülerin yanında savaşan bir yalnız kişi Michael Long’dur. M.L. Vaktinde bir polis memuruyken suçlular tarafından bir çatışmada yüzünden vurulur ve ölüme terkedilir. Ancak o FLAG (Foundation for Law and Government), tarafından kurtarılır ve yüzüne estetik cerrahi yapılarak Michael Knight adında yeni bir kimliğe kavuşturulur. Ona Wilton Knight’ın vaktinde kayıplara karışan şeytani oğlu Garth Knight’ın yüzü ve soyadı verilir. Michael bundan sonra KITT adlı teknoloji harikası bir otomobille görevden göreve koşar.Dizide Michael’dan daha önemli bir “şahsiyet” olan KITT (Knight Industry 2000), FLAG’ın ürettiği, neredeyse yok edilmesi imkansız bir gövdeye, mükemmel bir yapay zekaya ve sürüş yeteneklerine sahiptir. Yapay zekası o kadar iyidir ki, insanlarla iletişim kurabilir, hatta kendi kararlarını verebilir. Dahası Michael ve diğer takım arkadaşlarıyla arasında özel bir bağ dahi vardır. Yani, “aşmış” bir araç olarak her zor durumun üstesinden gelebilen bir insan koruyucusudur.Diziden diğer önemli şahsiyetler Bonnie Barstow, KITT’e yeni özelliklerini kazandıran, Michael, KITT’i dağıtmayı başardığında geri toplayan bir bayandır. Devon ise FLAG’ın başkanı, eski başkan (ölen) Wilton Knight’ın yakın dostu ve Michael’ın babası sayılabilecek, kısacası Michael’a görevlerini veren kişidir.KITT yapılmadan önce, sipariş edilmiş olan KARR (Knight Automated Roving Robot) da Türk halkının “KITT’in kardeşi” olarak tanıdığı, şeytani araçtır. Bu araç hatalı bir üretimdir, yokedilmesi gerekirken suçlular tarafından kaçırılır ve daha sonra KITT’e karşı kullanılır. Goliath ise, Michael’ın yüzüne model olan, kayıp kişi Garth Knight tarafından Michael’i öldürmek üzere imal edilmiş bir TIRdır. Bütün bu film karakterleri oyuna aynen aktarılmış durumda. (Not: Film Türkiye’de Kara Şimşek adıyla yayınlandığı için ikinci seride kırmızı olan KITT’i Türk halkı kabullenemedi, o nedenle yayından kısa sürede kaldırıldı.)Oyunda KITT’i kullanarak, suçluları araçlarını kovalama, gizli yerleri sensörlerle bulma vs. gibi görevleri yapıyoruz.Aslında oyunda özel olan pek fazla şey yok. Her hangi bir yarış oyunu görüntüsüne biraz daha rötuş yapılmış o kadar. Görüntüler çok kaliteli değil. Daha doğrusu görüntüleri kaliteli yapıp oyunu oynayabilmek neredeyse imkansız. 1GHz işlemci, GeForce3 seviyesinde bir ekran kartı ve 256 MB Ram ile 800x600 çözünürlük ve en düşük ayrıntı seviyesinin yukarısında oyunu oynamak işkenceden farksız. Hiçbir oyunun bize bu eziyeti yapma hakkı yok. Oyun motorunun özensiz hazırlanmış olması bu tür bir sonuç doğurmuş olabilir. Oyun bu ayarlarda yol gibi fazla ayrıntının bulunmadığı yerlerde akıcıyken, binaların fazlaca arttığı bölgelerde aşırı bir yavaşlama hatta takılmalara uğruyor. (Örneğin GTA3 oyununun çok daha iyi ayrıntılarla oynandığı hatırlanırsa, bu oyunun motoru kesinlikle bir fiyasko).Oyunun seslerinde yine pek fazla özellik yok. KITT’in filmden hatırlayacağımız seslerinden başka, o da filmin hatırına, güzel bir şey yok.Oyunun kontrolleri de kesinlikle felaket. KITT siz hata yapmayın diye çok uğraşıyor, çok güzel viraj dönüyor, devrilmiyor, iki teker üstünde gidiyor, sıçrıyor ancak oyunu yapan kişiler biz bunları KITT’e yaptıramayalım diye ellerinden geleni yapmışlar. KITT’i sağa sola çevirmek, ayarlardan klavye hassasiyetini ne kadar ayarlarsak ayarlayalım çok zor. Bu nedenle de KITT’in diğer özelliklerini kullanmak zorlaşıyor.Bu oyunu, filmin hatrına bile gidip almayın, heyecansız oyun atmosferi, bilgisayarları gereksiz yere zorlayan grafik motoru, başarısız ses efektleriyle kesinlikle kısa sürede sıkılacağınız bir oyun.
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 29 - 42 Toplam: 47 |