Mesajları Göster
|
|
Sayfa: [1] 2
|
|
4
|
Kültür-Sanat / Ünlü Şairlerden / İstanbu'u dinliyorum (orhan veli kanık)
|
: 24 Ocak 2008, 22:13:12
|
|
İSTANBUL�U DİNLİYORUM
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Kuşlar geçiyor, derken Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda Bir kadının suya değiyor ayakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Serin serin Kapalıçarsı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Los kayıkhaneleriyle bir yalı Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Bir yosma geçiyor kaldırımdan Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere Bir gül olmalı İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vurusundan anlıyorum İstanbul'u dinliyorum.
|
|
|
|
|
5
|
Kültür-Sanat / Ünlü Şairlerden / 35 Yaş (cahit sıtkı tarancı)
|
: 24 Ocak 2008, 22:12:15
|
|
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak. Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı Tarancı
|
|
|
|
|
6
|
Kültür-Sanat / Ünlü Şairlerden / Bir garip duygu (nazım hikmet)
|
: 24 Ocak 2008, 22:11:28
|
|
Mürdüm eriği çiçek açmıştır. � ilkönce zerdali çiçek açar mürdüm en sonra � Sevgilim, çimenin üzerine diz üstü oturalım karşı-be-karşı. Hava lezzetli ve aydınlık � fakat iyice ısınmadı daha � çağlanın kabuğu yemyeşil tüylüdür henüz yumuşacık... Bahtiyarız yaşayabildiğimiz için. Herhalde çoktan öldürülmüştük sen Londra'da olsaydın ben Tobruk'ta olsaydım, bir İngiliz şilebinde yahut... Sevgilim, ellerini koy dizlerine � bileklerin kalın ve beyaz � sol avucunu çevir : gün ışığı avucunun içindedir kayısı gibi... Dünkü hava akınında ölenlerin yüz kadarı beş yaşından aşağı, yirmi dördü emzikte... Sevgilim, nar tanesinin rengine bayılırım � nar tanesi, nur tanesi � kavunda ıtrı severim mayhoşluğu erikte ..........»
........ yağmurlu bir gün yemişlerden ve senden uzak � daha bir tek ağaç bahar açmadı kar yağması ihtimali bile var � Bursa cezaevinde acayip bir duyguya kapılarak ve kahredici bir öfke içinde inadıma yazıyorum bunları, kendime ve sevgili insanlarıma inat.
|
|
|
|
|
7
|
Kültür-Sanat / Ünlü Şairlerden / Mona rosa (sezai karakoç)
|
: 24 Ocak 2008, 22:10:20
|
|
MONA ROSA
Mona Rosa siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah senin yüzünden kana batacak Mona Rosa siyah güller, ak güller
Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Rosa bugün ben de bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Rosa seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Rosa ben bir öteliyim Açma pencereni perdeleri çek
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Ben de çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatır her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mum ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli olur bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin, ellerin ve parmakların
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat on ikidir, söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları Konarlar bahçemin incirlerine Kiminin rengi ak, kiminin sarı Ah beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları
Ki ben Mona Rosa bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O sakin bakışlar bir su kenarında Ki ben Mona Rosa bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım sığmaz öyle bir saza En güzel türküyü bir kuşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa
Artık anla beni muhacir kızı Anla ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı etrafımı Artık anla beni muhacir kızı
Yağmurdan sonra büyürmüş başak Meyveler sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurdan sonra büyürmüş başak
Altın bilezikler, o korkulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir gülümsemene Bir tüy ki kapalı geceye güne Altın bilezikler, o korkulu ten
Mona Rosa siyah güller, ak güller Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah senin yüzünden kana batacak Mona Rosa siyah güller, ak güller
|
|
|
|
|
8
|
Kültür-Sanat / Ünlü Şairlerden / Ben sana mecburum (atilla ilhan)
|
: 24 Ocak 2008, 22:09:33
|
|
BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.
|
|
|
|
|
9
|
Ders Notları - Ödevler / Bilgisayar / Bilgisayarın tüm tarihi!!!!
|
: 24 Ocak 2008, 22:08:02
|
|
BİLGİSAYARLAR ve TARİHİ GELİŞİMİ
İnsanlar, her an gelişme ve kendini yenileme eğillmindedirler. Bu gelişme ve kendini yenileme süreci içerisinde,zamanlarının çoğunu düşünmeye, araştırmaya ve uygulamaya ayırmak zorundadırlar. Sıkıcı ve uzun hesaplamalar, araştırmacının verimini düşürmekte, gelişmeleri geciktirmektedir. Her araştırmacı bu engelden kurtulmak, sıkıcılığı ve zaman kaybını önlemek için çabalar harcamıştır. Harcanan. bu çabalar BİLGİSAYAR teknolojisini doğurmuştur.
Bilgisayar Tarihine Kısa Bakış
İlk bilgisayarın; Bundan yaklaşık olarak 5000 yıl önce Asya’da ortaya çıkan bugün de hala ilkokul sıralarında da olsa kullanılan abaküs olduğu düşünülebilir. Fakat daha sonra kağıt ve kalemin yaygınlaşması ile abaküs önemini kaybetmeye başladı.
1642 yıllarında , Fransız bir vergi tahsildarının oğlu olan 18 yaşındaki Blaise Pascal (1623-1662), babasına işine yarayacak Pascalin adında bir tip hesap makinası geliştirdi. Bu araç 10 tabanına göre işlemlerde başarı ile kullanıldı. pascalinin dezavantajı toplama işlemi ile sınırlı olmasıydı.
1694 yılında alman matematikçisi ve filozofu olan Gottfried Wilhem von Leibniz (1646-1716), çarpma işlemlerinde de kullanılabilecek pascalini yapmayı başardı. Daha sonra bir fransız olan Charles Xavier Thomas de Colmar dört temel matematiksel işlemi (toplama, çıkartma, çarpma ve bölme) yapan cihazı yapmayı başardı.
Bilgisayar tarihinin gerçek başlangıcı ise bugün İngiliz bir matematik profösörü olan , Charles Babbage (1791-1871) ile başlar. 1812 de Babbage makinalar ile matematik arasındaki doğal uyuma dikkat çekti. Makinalar hata yapmaksızın görevlerini tekrarlayan cihazlardır. Matematikte ise; özellikle matematiksel tabloların üretilmesi basit adımların tekrarlanması ile gerçekleşir. Problem matematiğin ihtiyacına göre makinaların olayın uygulanabilmesiydi. 1822 de bu problemin çözülmesi için Babbage’in ilk adımı Difransiyel eşitliklerin çözümü için Farklar Makinası (Difference Engine) denilen bir makina önerdi.
Lokomotif gibi büyük ve buhar gücüyle çalışan makina bir programa sahip olacak hesaplamaları yaptıktan sonra sonuçları otomatik olarak yazabilecekti. 10 yıl bu makina için çalışan Babbage aniden ilk düşüncesinden hareketle Analitik Makina (Analytical Machine) ismini kullandı. Bugünün standartlarına göre çok ilkel olan Babbage’nin buhar güçlü bilgisayarı sonuçta asla yapılmadı.
Modern Bilgisayarlar
Birinci Nesil Bilgisayarlar (1945-1956)
İkinci dünya savaşının başlaması ile, yönetimler bilgisayarların potansiyel stratejik önemi nedeniyle bilgisayar araştırmalarını iyice arttırdılar. 1941 de Alman mühendis Konrad Zuse uçak ve roketler için Z3 olarak adlandırılan bir bilgisayar geliştirdi. Müttefik kuvvetler daha güçlü bilgisayarlar için çalışmaya başladılar.
1944 de ingilizler almanların mesajlarını çözebilmek için Colossus adlı gizli kodları kırmayı başaran bilgisayarı dizayn ettiler. IBM ile çalışan Howard H. Aiken (1900-1973), 1944 de tamamen elektronik hesap makinasını üretti. Kısaca Mark I olarak adlandırlan makina elektronik rolelerden oluşmuş bir cihazdı. Mekanik parçaları hareket ettirmek için elektromagnetik sinyaller kullanılmıştı. Makina yavaştı çünkü tek hesaplama 3-5 saniye alıyordu ve ard arda gelen hesaplamalar sırasında herhangi bir şey değiştirilemiyordu. Fakat daha kompleks eşitliklerin üstesinden gelebiliyordu.
Savaş nedeniyle gelişmiş diğer bir bilgisayar, Amerikan hükümeti ve Pennsylvania Universitesi ortaklığı ile ortaya çıkmış olan ENIAC adlı bilgisayardı (Electronic Numerical Integrator And Computer). Bilgisayar 18000 vakum tübü, 70000 direnç ve 5000000 lehim noktarına sahipti. 160 kilowatt elektrik gücü tüketen makina Philadelphia daki ışıkların sönükleşmesine neden oluyordu. ENIAC, Mark I e göre 1000 kez daha hızlı bir bilgisayardı.
1945 de EDVAC (Electronic Discrete Variable Automatic Computer) dizayn edildi. Bu bilgisayarda verilerde program gibi hafızada tutuldu. Bu hafızaya depolama olayının doğmasına neden oldu ve bilgisayar belli bir noktada durudurulduktan sonra devam etmesi sağlanmış oldu. Bilgisayar programlamada çok yönlülüğün artmasına neden olundu. Birinci nesil bilgisayarların dezavantajları vakum tüpleri ile çalışmaları ve verilerin davul şeklideki magnetik şeylerde toplanmasıydı.
İkinci Nesil Bilgisayarlar (1956-1963)
1948 de transistörlerin keşfi ile birlikte bilgisayarların gelişimindeki artış iyice arttı. Transistörler televizyonlardaki, radyolardaki ve bilgisayarlardaki büyük ve hantal vakum tüplerinin yerlerini aldılar. Transistörlerin bilgisayarlarda kullanılmaya başlaması ile ikinci nesil bilgisayarlar daha küçük, daha hızlı daha güvenilir ve önceki modellere göre daha az enerji tüketen modeller olarak ortaya çıkmasına neden oldular. İkinci nesil bilgisayarlarda makine dili ile assembly dili yer değiştirdi ve böylece uzun ve zor ikili kodların yerini kısa programlama kodları aldı.
1960 ların başlarında işyerleride, üniversitelerde, ikinci nesil bilgisayarlar kullanılmaya başlandı. İkinci nesil bilgisayarlara yazıcılar, tape birimleri, disk birimleri, hafıza, işletim sistemi ve programlar ilave edildi. IBM 1401 ikinci nesil bilgisayarlar için önemli bir örnektir. Daha gelişmiş COBOL (Common Business-Oriented Language) ve FORTRAN (Formula Translator) gibi yüksek seviye diller kullanılmaya başlanmıştır. Bu tip dillerde; kriptik ikili makina kodları yerlerini kelimelere, cümlelere ve matematksel formüllere bırakarak bir bilgisayarın programlanmasının daha basit hale gelmesine neden olmuştur. İkinci nesil bilgisayarların ortaya çıkışı ile birlikte yeni meslek tipleri (programcı, analizleyiciler, bilgisayar sistem uzmanları) ve software endüstrisi doğmuştur.
Üçüncü Nesil Bilgisayarlar (1964-1971)
Transistörler vakum tüplerine göre avantajlı olsalarda büyük miktarda ısı yayarlar ve bilgisayarın duyarlı iç parçalarının bozulmasına neden olabilirler. Kuarz bu problemi çözdü. 1958 yılında Texas Instruments deki mühendislerden Jack Kilby Tümleşik devreyi (Integrated Circuit (IC)) geliştirdi. Tümleşik devre (IC), kuartzdan yapılmış küçük bir silikon disk üzerinde 3 elektronik bileşenden meydana gelir. Bilimadamları daha sonra yarıiletken olarak adlandırılan küçük bir yonga (chip) üzerine pekçok parçayı yerleştirerek yönetmeyi balardılar. Sonuçta bilgisayarlar küçük bir yonga üzerine daha fazla bileşenin katılmasıyla küçülmüş oldular. Üçüncü nesil bilgisayarlarda işletim sistemi etrafında pekçok programın çalışması mümkün oldu ve bilgisayar hafızası bu programlar tarafından ortak olark kullanılmaya başlandı.
Dördüncü Nesil Bilgisayarlar (1971- Hala gelişiyorlar)
Tümleşik devrelerden sonra, boyutlar azalmaya devam etti. Bir yonga üzerine yüzlerce bileşen monte edildi (Large scale Integration (LSI)). 1980 de bir yonga üzerine binlerce bileşenin yüzlercesi sıkıştırıldı (Very Large scale Integration (VLSI)). Sayı milyonlar mertebesine çıktığında (Ultra-Large scale Integration (ULSI)) söz konusu oldu. Bilgisayarların boyut ve fiyatları azaldı ve azalmaya devam ediyor. Bunun yanında güçleri verimlilikleri güvenilirlikleri artmaya devam ediyor. 1971 yılında Intel 4004 yongasını ürettiğinde çok küçük bir yonga üzerinde bilgisayarın tüm bileşenleri (merkezi işlem birimi (Central Processing Unit (CPU)), hafıza, girdi ve çıktı yönetimi) toplanmıştı.
1981 de evde, işyerinde ve okullarda kullanım için kişisel bilgisayarı (Personal Computer (PC)) ortaya çıkarttı. 1981 de 2 milyon olan PC sayısı 1982 de 5.5 milyona ulaştı. On yıl sonra 65 milyon PC kullanılmaya başlandı. Giderek bilgisayarların boyutları küçülmeye devam ederek laptop bilgisayarlar (bir çantaya sığacak büyüklükte), palmtop (gömlek cebine girebilecek büyüklükte) bilgisayarlar dizayn edildiler. 1984 yılına gelindiğinde ilk kez IBM PC ve Apple Machintosh yarışı başladı. Machintoshlar user-friendly dizayn ile ortaya çıktı. Machintosh’un sunduğu işletim sistemi; kullanıcılara, yazılı komutlar yerine bilgisayar ekranında simüle edilen bir simge ile diğer simgeleri (icon) taşıma kolaylığı sağladı. Yakın bilgisayarların daha etkili kullanılabilmesi için birbirlerine bağlanmaya başladılar ve bilgisayar ağları kurulmaya başlandı. Ağ üzerindeki herbir bilgisayar diğer bilgisayarların hafızalarını, programlarını bilgilerini paylaşmaya başladı. Bu tür birbilerine bağlı bilgisayarların oluşturduğu ağlar (Local Area Network (LAN)) diğer bilgisayar ağlarına bağlandılar. Böylece tüm dünyadaki bilgisayarlar birbirlerine bağlanarak ağların ağı olan İnterneti oluşturdular.
Beşinci Nesil Bilgisayarlar (Henüz hayal aşamasında)
Beşinci nesil bilgisayarları tanımlamak henüz biraz zor çünkü henüz başlangıç aşamasındalar. Beşinci nesil bilgisayarların en ünlüleriden biri Arthur C. Clarke ın romanındaki (2001: A Space Odyssey) HAL9000 dır. HAL insan operatörlerle sohbet eden, görsel girdiler kullanan ve kendi deneyimleri ile öğrenen yeterli yargılama süreçlerine girebilen bir bilgisayardır. Ne yazık ki HAL psikolojik arızalar sahip, uzay gemisine el koyan ve pekçok insanı öldüren bir robottur.
Isaac Asimov’un “Ben robot” ve “Üç robot Yasası” adlı bilim kurgu eserlerindeki robot tiplerin insan robot arasındaki çizginin ne kadar incelebileceğine ilişkin güzel örnekler vermektedir. Hollywood’un sunduğu Terminator II daki öğrenen beşinci nesil bilgisayarlar ilişkin örnekler çok çarpıcıdır.
Programların insanları esir aldığı gerçek dünya ile sanal gerçeklik (Virtual Reality) arasında insan-program savaşının işlendiği Matrix beşinci nesil bilgisayar anlayışına farklı yaklaşımlar getiren bir başka hollywood yapımı olarak karşımıza çıkıyor.
Bütün bunlar hayal ürünü gibi düşünülselerde, bir yabancı dilden diğerine çeviri yapan bilgisayarlar artık mevcuttur. Hastalıklar tanılarında adım adım doktorlar yol gösteren programlar yapılmaktadır. Yapay zeka ile ilgili programların her gün birinin adı duyuluyor.
Konuya ilişkin notlar hazırlanırken şüphesiz bu konuda yeni gelişmeler oldu. Sizin yazıyı okuduğunuz sırada gelişmeler sürüyor...
|
|
|
|
|
10
|
Sohbet - Yaşam / Genel - Geyik / Öğretmenlerin bazen can sıkan sözleri!!!!
|
: 24 Ocak 2008, 22:04:40
|
|
1) Ögretmen her zaman haklıdır 2) Ögretmenler de hata yapar 3) 2. maddenin geçerli olduğu durumlarda 1. madde geçerlidir.
-Çocuklar sınav çok kolay merak etmeyin
-Bunun birimi ne?10 metre mi 10 elma mı 10 armut mu?ne bunun birimi ha?
-Ögrenci dersi vaktinde yapmalı..
-Nerde kalmıştık? -Bi saat öncesini soruyosanız hepimiz uyuyoduk.isterseniz oradan devam edelim?
- Ayağına ne oldu kızım? - Araba çarptı hocam. - Sınıfta arabanın ne işi var?
-Hocam nedir bu 37 almışım yaa... -Beter ol
-Hayvan herif!!! lütfen susar mısın?
-Hocam sınav nerden başlıyo -13 ten itibaren sorumlusunuz çocuklar(halbuki 13. sayfa kitabın başıdır )
-Bak bu sefer kurşun kalemle 0 yazdım not defterine, bi daha böyle bişey yaparsan sınıfta hem disipline veririm hem de sözlüne gerçekten sıfır veririm.
-Kızzımmm sen yine fiziksel olarak varsın sınıfta ama ruhen yoksun
-Kopya çekebilirsiniz ama bana yakalanmayın.
-Sözlu notun sıfır! -Bi si... -Bi tane daha sıfır
-Oğlum kitabın nerde senin -Evde kaldı hocam -Sen niye geldin ?
-X çok konuştuğuna göre demek ki konuyu iyice öğrenmiş. evet x, seni dinliyoruz!
-Neye gülüyorsunuz söyleyin, hepimiz gülelim!
Öğrenci derste dalmıştır, bakışlar bir yere fikslenmiştir. hoca bunu çakar. - ... bu olay Göktürklerin sonunu hazırlamıştır, di mi oğlum? - evet, bu bölünme Göktürklerin sonunu hazırlamıştır. - orta asya'da at koşturmayalım, dersi dinleyelim. - ama.. ben... - dinleyelim. - ....
Okulun ilk günüdür, hepimiz yeni gelmişizdir,sınıf öğretmeni tehditler eşliğinde kendini tanıtmakta, yetkilerini, yapabileceklerini saymaktadır. o sırada bir öğrenci, -Hocam adınız nedir sizin? diye bir soru sorma gafletinde bulunur. hoca çocuğa aynen şu şekilde sayar: -Sen benim adımı nasıl bilmezsin! var mı başka adımı bilmeyen--söylesin hemende görelim tanıyalım kimmiş! burası sizin geldiğiniz uyduruk kolejlere benzemez!ben hepinizden değerliyim.....kimsiniz lan siizz.....vıdı vıdı ve vıdı.. dersler o günden(ilk gün) itibaren dinlenmedi...........
Ögrenci: hocam tuvalete gidebilir miyim? Hoca: neden ?
-7.sıradaki kalksın -Hocam her hafta 7 diyosunuz hep ben kalkıyorum -İyi söyle ozaman annene gömleğini omoyla yıkamasın öğretmen hep seni kaldırmasın
-Çocuklar testin cevaplarını söylüyoruuuum... 1-ceyhaan 2-ayhaaan 3-beyhaaan 4-... ıhı ıhıııı! nasıldım ama? komiktim di me?
-Daha once hiç sınıfta kaldınız mı? -hayır. -Bakın ne kadar güzel. demek ki birşey kaybetmiş sayılmazsınız. yaşınız genç bu sene sınıfta kalınız, ortalamanızı yükseltiniz, ben de bir kere sınıf tekrarı yapmıştım, çok faydalıdır. -??
|
|
|
|
|
11
|
Sohbet - Yaşam / Genel - Geyik / Son sözler
|
: 24 Ocak 2008, 22:02:09
|
-Gönder, gönder ben tutarım. -Aaabi çok seri bir araba bu yaa... -Korkma,arabamızda ABS ve Airbag mevcut. -Bana ait bir koli var mı? Onu almaya geldim. -Oğlum... 5 taş çaldım, ruhun bile duymadı. -Demek piranha dedikleri şey bu. Hiha!! Bak Hulusi Abi, bıyıklarıyla oynuyom bir şey olmuyor... -O irmikleri neden aldın Nurhan? Helva mı yapcan? -Doğal gazın ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor ve doğal gazla çalışan ocağı huzurlarınızda yakıyoruuum. -Evladım beni karşıdan karşıya geçirir misin? -Geeeel geeeeel sağ yap geel... -Bah, baah hala uzunlarla geliyor. -Canikom, bu etin tadı sana da biraz garip gelmedi mi? -Müjdemi isterim Turan Abi! Bir kızın daha oldu! -Bekle! Cemşit Abi, ben bi dalıp çıkacam. -Korkma hayatım, bu saatte kapımızı kim çalacak, tanıdık biridir. -Hala karlı mı gösteriyor hanım? -Elektirikçiye ne gerek var canım? Ben hallederim. -Bak şimdi nasıl sallayacağız. -Gel abi burası boyu geçmiyor. -Aya bak aya! Kamyon farı gibi. -Ben denedim korkmayın. -Bak Kadri Abi, suyun derinliği önemli değil. Asıl iş atlamasını bilmek... -Yahu, Hayrettin Abi burası Fener tirübünü değil galiba. -Hihiha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyo! -Rasim Abi kafesin kapısı kapalı değil mi? -Nalan, bi kibrit yak da bakiiim ne kokusuymuş. -Baba.. ben hamileyim.
|
|
|
|
|
12
|
Sohbet - Yaşam / Genel - Geyik / Ünlülerden gaflar!
|
: 24 Ocak 2008, 22:00:38
|
Normal yaşamında gayet normal iletişim kurabilen insanlar nedense televizyon programlarında, özellikle canlı yayınlarda bu yetilerini kaybedebiliyorlar. İşte örnekleri; Ömer Çavuşoğlu: Elini vicdanına koy!.. İhsan Kalkavan: Tamam koydum... Muhabir: How was Sergen's freekick goal? Van Hooijdonk: It was fantastic... Lig Tv muhabiri: Evet sayın seyirciler çok fantastikti diyor... (Şansa Dansa'da Seray Sever, Fatih'e ipucu verir) Seray Sever: Möööö!.. Fatih Ürek: Geyik? Seray Sever: Ya mööööö!.. Fatih Ürek: Tamam buldum... Ceylan? Gülben Ergen: 6 kilo verdim, toplam 5 ayda. Ayda 2 kilo kadar yani... (2X5=6) İbrahim Tatlıses: Ben Müslüm Baba'nın terini bardağa koyup içerim!.. Emre Aşık: 90 dakika boyunca terimizi ıslattık... (Fenerbahçe-Beşiktaş maçı sonrası) Şansal Abi: Ne kazanan memnun hakemden ne deee... Tabii kazanan yok kazanan Türk futbolu... (2-2 biten FB-BJK maçı sonrası toparlamaya çalışıyor.) Ümit Aktan: Cordoba topu kucağına alma yetkisi olan iki adamdan biri, diğeri Recep... Şansal Abi: Olağanüstü hastayım... Erman Hoca: Goller Ay'dan geliyor, ne Ay'ı, Merih'ten geliyor!.. (Fenerbahçe'nin yediği goller hakkında yorumu..) İsmet Badem: Şu an tansiyonum ve kalbim durmak üzere... (Ülkerspor-Lottomatica Roma maçından sonra...) Erman Hoca: Yav Letonya'nın defansı kalas gibi, kessen iki oturma takımı bir masa yaparsın... Güntekin Onay: İtalyan yönetmen bu maçı şimdilik iyi yönetiyor... (2.Yarıda) Alman hakem iyi yönetiyor, yaptığımız hiçbir faulü görmüyor!.. (Lazio-Beşiktaş maçında) Nermin Kartal Örkmez (NTV muhabiri): Letonya'da Letonlarla yaptığımız maçta... Ahmet Çakar: Hasan koşsa anlarım ama durarak hareket ediyor... Hakan Şükür: Benim de hiç hatam oldu demiyorum... Güntekin Onay: Sergen 1 metre içerdeydi ve adeta Stam`ın belinden su aldı... (Lazio-Besiktaş maçında) Güntekin Onay: Savunmada hata yapmazsak ikinci golü her an bulabiliriz, onun müjdesini vereyim buradan size... Ahmet Çakar: Beşiktaş, Chelse`yi yarım-sıfır bile yense tur atlayacak... (Lazio-Besiktaş maçı sonrası) Ahmet Çakar: Eğer Ali Aydın ben o ikinci sarı kartı Victoria`ya değil de yandan geçen Koray`a gönderdim deseydi bütün Türkiye ona enteresan yerleriyle gülerdi... Show Radyo Sunucusu: Zago`nun kel kafasından kayan top hız kazanıyor... (Gençlerbirliği-Beşiktaş maçında) Turgay Şeren: İkinci gol de Boer`un ayağının şeyinden oldu, üçüncü gol gene de Boer`un şeyinden oldu... Güven Sazak: Ne söylentisi? Aziz Yıldırım`ın başkan adayı olacağını kör sultan bile duydu. (Aziz Yıldırım`ın tekrar aday olacağı yönündeki söylentiler hakkında fikri sorulunca) Erman Hoca: Şu an hangi aydayız? Ramazan. Ramazan deyince insanın aklına ne gelir? Pide... Başka ne gelir başka? Fırıncı küreği. Tak altına sokarsın alırsın pideyi... Şansal Abi: Aman hocam! Haşmet Babaoğlu: 70. dakikada Fenerbahçeliler Yusuf Yusuf diye bağırıyorlardı... Erman Hoca: Ben sana yandan gelir Şansal bi korum, seni kaleye sokarım!.. Şansal Abi: Aman hocam! Erman Hoca: Kemal`e yapılacak en ufak bir itme Kemal'i iter...
|
|
|
|
|
13
|
Sohbet - Yaşam / Genel - Geyik / Zamanın değeri!!!
|
: 24 Ocak 2008, 21:57:35
|
Bankada bir hesap sahibi oldugunu düsün, hesabina her sabah 86.400 dolar para yatiriliyor, fakat bu paranin hepsini aksama kadar harcamak zorundasin, ertesi güne transfer edilemez. Parani kullansan da kullanmasan da hesap her aksam sifirlaniyor. Ne yaparsin? Tabii ki hepsini harcamaya çalisirsin; Hepimiz, Zaman adli bu bankanin müsterileriyiz; Her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz; yarina transfer edilemez, Her sabah hesabimiz dolar, her aksam bosalir. Geri dönüs yok, saniyelerini su ani yasayarak harca, en iyisi bunlarla yatirim yap. Mutluluk, saglik ve basari için. Zaman kaçiyor. Her gün için en iyisini yap. Bir senenin degerini anlamak için sinifta kalmis bir ögrenciye sor. Bir ayin degerini anlamak için, 8 aylik bir bebek doguran anneye sor. Bir haftanin degerini anlamak için, haftalik dergi çikaran bir çilekese, Bir saatin degerini anlamak için, kavusmayi bekleyen sevgililere sor. Bir dakikanin degerini anlamak için, trenin kaçiran yolcuya sor. Bir saniyenin degerini anlamak için, bir kazayi önleyemeyen sürücüye sor. Bir saniyenin yüzde birinin degerini anlamak için olimpiyatlarda gümüs madalya kazanan kosucuya sor. Her anini degerlendir, her dakikani çok özel biriyle paylas. Zamanina ortak edebilecegin kadar özel biriyle. Unutma! Zaman hiç kimse için durmaz. Geçmis zaman tarihtir. Gelecek zaman sirlar, mechullerle dolu. Sadece su an sana verilen gerçek bir armagandir...!!
|
|
|
|
|
21
|
Cafein Ailesi / Duyurular / MSN Virüs Atak
|
: 12 Eylül 2007, 22:35:59
|
benim pc ye bulastı trojan arkadasa kızdım ben nie yoluuon die o da bana kızıo sen yolladın bana die  çok berbat bişi ya sacma sapan programlar acılıo 
|
|
|
|
|
27
|
İnternet / Haberler / İnternet Suçları
|
: 12 Eylül 2007, 18:52:16
|
kemal abi sende hemen işyerini koruyosun  saka saka sizin cafe öyle ama 6 yasında cocukların içinde gezdiği ve hiçbir yasak programının bulunmadığı bir sürü internet cafe var.
|
|
|
|
|
30
|
Resim - Fotoğraf / Görülesi Fotoğraflar / Avrupadan Fotoğraflar
|
: 12 Eylül 2007, 18:39:32
|
|
ewet arkadaslar 2. resimdeki evlerede yüzen evler denir. viyana da bulnunan bu evler sehrin sulama kanallarında bulnur.gecede böyle güzel manzaralar olusur. (genel kültürümü yokliyım dedim.) ne güzel ya suda hayat.
|
|
|
|
|
47
|
Oyun / Oyunlar / ilk pc oyununuz?
|
: 12 Eylül 2007, 17:22:52
|
|
ilk pc oyununuz hangisiydi?
benim ilk pc oyunum midtown madness dı. hiç unutamam bu oyunu ve hala bilgisayarımda saklarım
|
|
|
|
|