Mesajları Göster
|
|
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 7
|
|
51
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Hava Şehitleri Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:58:47
|
HAVA ŞEHİTLERİ GÜNÜ İnsanlar çok eskiden beri havacılığa ilgi duymuşlar, uçmayı amaçlamışlardır. İlk uçak yapım çalışmalarını Roger Bacon başlattı. Sonra Leonardo da Vinci bugünkü uçağın ilkel biçimini hazırladı. Clement Ader 1890 yılında buharla çalışan ilk hava aracını yaptı. Wright kardeşlerin 1913 yılında yaptıkları uçakla uçmalarından sonra; uçaklar savaşta kullanılmaya başlandı. Tarihte ilk uçak saldırısı 1911 yılında Trablusgarb'ta İtalyanlar tarafından Türklere karşı yapıldı. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
52
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Gençlik ve Spor Bayramı
|
: 20 Kasım 2007, 13:58:24
|
|
19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI
19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a geldiği gündür. Ulusal bayram günümüzdür. Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.
1914'de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü. Savaş öncesi Avrupa'nın belli başlı ülkeleri ikiye ayrıldı. Birbirleriyle savaştılar. Bu savaşta bizimle birlikte onlar yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Savaş sonunda Mondros Silah Bırakışması imzalandı.
Buna göre Fransızlar Adana ve Hatay'a; İngilizler Urfa, Mardin ve Merzifon'a; İtalyanlar Antalya'ya yerleştiler. 15 Mayıs 1919 günü Yunanlılar İzmir’e girdi. Böylece yurdumuz paylaşıldı. Ordularımız dağıtıldı, İstanbul Boğazı düşman gemileri ile doldu.
Trablusgarp'da Birinci Dünya Savaşı'nda Anafartalar'da düşman güçlerini yenen Mustafa Kemal bu kez yurdumuzu kurtarmak için Anadolu'ya geçmeye karar verdi. 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma Vapuru'na bindi. Bu yolculuğu General Hikmet Gerçekçi şöyle anlatıyor:
« Karargah üstlerinin hemen hepsini deniz tutmuştu. Kimse kamarasından dışarı çıkamıyordu. Samsun'a az bir yolumuz kalmıştı. Herhangi bir terslik çıkmazsa, çok değil yarın sabah orada olacağımızı ümit ediyorduk, bu düşünceler içinde güvertede ellerimle küpeşte demirini tuta tuta yürümeye çalışırken O'nun kamarasından çıktığını gördüm. Sert bakışlarıyla ufka bir göz gezdirdikten sonra kaptan köşküne çıktılar. Bandırma vapurunda hemen herkesi deniz tutmuştu, oysa Mustafa Kemal dipdiriydi ve çok sağlıklıydı. Kıyı bir ana baba günü halini aldı. Gemimiz demir atınca coşkun gösteriler yükseldi. Hemen ardından geminin etrafını kayıklar aldı. Halkın bu coşkun gösterisini görünce boğazıma bir şey tıkandı, gözlerim yaşardı. Vapur 19 Mayıs sabahı Samsun Limanına yanaştı. Kemal Paşa ve arkadaşları Samsun'da sevinç gösterileri ile karşılandı.»
Burada bir hafta kalan Mustafa Kemal Paşa, 27 Mayıs günü Havza'ya geldi. Çalışmalarını burada da sürdürdü.
Mustafa Kemal, Amasya'da yayınladığı genelge ile ulusu, ülkenin bütünlüğünü, bağımsızlığını kurtarmak için birlikte çalışmaya çağırdı. İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal Paşa'nın bu çalışmalarından hoşnut değildi. Harbiye Bakanı Mustafa Kemal Paşa'yı İstanbul’a çağırdı. Bunun üzerine M. Kemal Paşa padişaha telgraf çekerek askerlikten çekildiğini bildirdi. Mustafa Kemal Paşa bundan böyle çalışmalarına sade bir yurttaş olarak devam etti. 4 Eylül günü Sivas’a gitti. Sivas Kongresi'nde «Ya bağımsızlık, Ya ölüm» ilkesi kabul edilerek yurt düşmandan kurtarılıncaya dek savaşmaya and içildi.
Mustafa Kemal Paşa Sivas'tan sonra Ankara'ya geldi 23 Nisan 1920 günü Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Paşa düzenli ordular kurdu.
Bu ordular düşmanlarla çarpışmaya başladı. Birinci İnönü, ikinci İnönü, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Savaşı sonunda yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.
19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. Bugün aynı zamanda Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mızdır. Spor beden eğitimidir. Spor bedeni geliştirir. Sağlıklı olmamızı sağlar. Spor yapanlar hayatta daha başarılı olurlar. İyi bir sporcu sağlam bedenli, becerikli ve başarılı bir insandır, içki, sigara kumar gibi alışkanlıkları yoktur. Spor kötü alışkanlıkların edinilmesine fırsat vermez.
İlk, orta, lise ve dengi okullarımızda izci örgütleri vardır. İlk okullardaki bu örgüte küçük izci denir, izcilik, öğrencileri yaşamın güçlüklerine alıştırır. İzcilerin özel giysileri, çantaları, mataraları, ipleri ve çakıları vardır. Beden eğitimi öğretmenleri izcilere yürüyüşler yaptırır. İzciler için yaz aylarında ormanda, yaylada, göl ve deniz kıyısında izci kampları kurulur. Bu kamplarda izciler yaşamın güçlüklerine alışırlar. 19 Mayıs'ta yurdumuzun her yerinde izciler, öğrenciler ve gençler spor gösterileri yaparlar.
19 Mayıs; 1981 yılından başlayarak «Atatürk'ü Anma Günü» olarak da kutlanmaya başlandı. Atatürk bir söyleşi sırasında: «Ben 19 Mayıs'ta doğdum» demiştir. 19 Mayıs bir yandan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı öte yandan ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk'ün doğum yıldönümü olarak törenlerle kutlanır.
|
|
|
|
|
53
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Gaziler Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:57:51
|
GAZİLER GÜNÜ (19 Eylül) Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası şehitlik ve gazilik orunu vardır. Her Türk de bu orunlara kavuşmak için vatanı, milleti, bayrağı, milli marşı, soydaşları ve kutsal değerleri için savaşır. Çünkü milli hasletimizde olan bu duyguların, Türk ulusu ve her bireyi için vazgeçilmez bir anlamı ve önemi vardır. Türk Milleti bunun en güzel örneğini Atatürk’ün önderliğinde verilen "Kurtuluş Savaşı"nda yaşamıştır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
54
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Gazeteciler Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:56:41
|
GAZETECİLER GÜNÜ (10 Ocak) 1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldılar. Bu gelişme karşısında, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla Sendika binası önünde toplanarak Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
55
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Enerji Tasarrufu Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:56:05
|
ENERJİ TASARRUFU HAFTASI Enerjinin insan hareketinde, insanın günlük yaşantısında çok büyük bir yer tuttuğu muhakkaktır. Bu önemli ihtiyacın bilinçsiz kullanılması, insan geleceğine bir çok olumsuz etkiyi de beraberinde getirecektir. Enerjinin gereği kadar ve bilinçli olarak kullanılmasını sağlamak için her yıl 11 – 18 Ocak tarihleri arasında Enerji Tasarrufu Haftası kutlanır. Hafta içinde, bütün yurtta enerji tasarrufu ile ilgili toplantı ve açık oturumlar düzenlenir. Ra Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
56
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Ebeler Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:55:20
|
EBELER HAFTASI (21 - 28 Nisan) Ana-Çocuk Sağlığı hizmetleriyle birlikte, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası dönemde anneye ve bebeklere bakım hizmetleri veren ebeler, sağlık alanında yurdumuzun her köşesinde oldukça önemli ve kutsal bir görev ifa etmektedirler. Anne ve bebek ölümleri oranındaki yüksekliğin, istihdam edilen ebe sayısının yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’de, ebelik mesleğinin önemi yeterince anlaşılmamaktadır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
57
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Veteriner Hekimleri Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:54:37
|
DÜNYA VETERİNER HEKİMLERİ GÜNÜ (Nisan Ayının Son Cumartesi Günü) Ülkemizin de üyesi olduğu Dünya Veteriner Hekimleri Birliği, her yıl Nisan ayının son Cumartesi gününün "Dünya Veteriner Hekimler Günü" olarak kutlanmasını kararlaştırmış, ilk kez 28 Nisan 2001 günü Dünya Ülkeleri ile birlikte Dünya Veteriner Hekimleri Birliği üyesi olan Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından organize edilerek kutlanmıştı. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
58
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Tiyatro Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:53:47
|
DÜNYA TİYATRO GÜNÜ Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır. 27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
59
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dübya Su Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:53:06
|
DÜNYA SU GÜNÜ (22 Mart) Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı için yaşamsal bir kaynaktır. Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomik üretkenlik ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
60
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Meteoroloji Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:52:31
|
DÜNYA METEOROLOJİ GÜNÜ (23 Mart) Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmelerini, rüzgâr, yıldırım, yağmur, dolu, kar gibi olayları inceleyen fizik dalına ve hava olayları tahminleri yapan ’hava bilgisi’ne Meteoroloji denir. Bu bilimle uğraşan uzmanlara da meteorolog denir. Atmosferde neler olup bittiğini meteoroloji uzmanları; uydulara takılan aletlerle ya da balonlar vasıtasıyla hava olaylarını incelerler, g Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
61
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Madenciler Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:51:51
|
DÜNYA MADENCİLER GÜNÜ (4 Aralık) Bilindiği üzere 4 Aralık tarihi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de "Dünya Madenciler Günü" olarak kullanılmaktadır. Uzun bir süreden beri ülkemizin belli başlı metropollerinde ve çeşitli maden işletmelerinde, kutlanmaktadır. 4 Aralık tarihi, madenciliğin piri olarak kabul edilen Santa Barbara'ya adanmış olup, Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
62
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Kooperatifçilik Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:51:13
|
DÜNYA KOOPERATİFÇİLİK GÜNÜ Kooperatifler, demokratik işletme kuruluşlarıdır. Kooperatiflerde temel amaç kâr değil, işbirliği ve dayanışmadır. Birbirlerine meslek, sanat, toplumsal çıkar bağları olan grupların kendi aralarında kurdukları kuruluşlardır. Amaç, verimli çalışmak, ortak ihtiyaçlarını karşılamak, emek ve ürünleri değerlendirmektir. Kooperatif öyle denilebilir ki birlik ruhunun kalesidir. “Birlikten kuvvet doğar” sözü bunu en iyi şekilde açıklamaktadır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
63
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Kadınlar Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:50:31
|
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ 8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır. Bu gün kadınlar tarafından ve / ya da kadınlar için konferans, gösteri ve eğlence gibi çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kadınlar arası dayanışma ve kadınların toplumdan beklentileri vurgulanır. Kadınlara özgü bir günün var olması düşüncesi ilk kez, 26-27 Ağustos 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ortaya atıldı ve kabul edildi. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
64
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Gıda Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:49:48
|
DÜNYA GIDA GÜNÜ Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 16 Ekim'i Dünya Gıda Günü olarak kabul etti. Dünya Gıda Günü'nde Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde açlık, gıda üretimi ve tüketimi gibi konular incelenir. Beslenme üzerinde durulur. Ülkemizde her yıl 16 Ekim günü gazete ve dergilerde konuya ilişkin yazılar yayınlanır. Radyo ve televizyonda konuşmalar yapılır. Okullarımızda beslenmenin, dengeli beslenmenin önem ve gereği anlatılır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
65
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Felsefe Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:49:19
|
DÜNYA FELSEFE GÜNÜ (Kasım Ayı 3. Perşembe Günü) Artık felsefenin de bir günü var. Her yıl Kasım ayının üçüncü Perşembe günü, DÜNYA FELSEFE GÜNÜ olarak kutlanmaktadır. Bu konudaki önerinin, Türkiye Felsefe Kurumu tarafından getirildiğini ve UNESCO tarafından da kabul edildiğini hatırlatmak yerinde olur. 1946 yılında resmen yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler, Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization: UNESCO), savaş ve çatışmaların ilk çıkış yerinin insan zihni olduğunu belirtir. Dünyamızdaki olumsuz gelişmelerin önce zihinlerde başlaması nedeniyle, UNESCO’nun birtakım ilkeleri yaygınlaştırmayı amaçladığını görüyoruz. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
66
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Çocuk Şiirleri Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:48:48
|
DÜNYA ÇOCUK ŞİİRLERİ GÜNÜ Mart ayının 22. günü Dünya Çocuk Şiirleri Günü'dür. Bugün sınıflarda, okullarda öğrenciler şiirler okurlar. Hazırlıkları önceden yapılan şiir yazma yarışmalarının sonuçları açıklanır. Yarışmada derece alanlara armağanlar verilir. Dünya Çocuk Şiirleri Günü evrensel bir gündür. Yalnız ülkemizde değil Birleşmiş Milletler'e üye tüm ülkelerde aynı günde kutlanır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
67
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Çocuk Kitapları Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:48:11
|
DÜNYA ÇOCUK KİTAPLARI HAFTASI Kitap bize bilmediklerimizi öğretir. Görmediğimiz yerleri tanıtır. Kitap okunduğu zaman göze, dinlendiği zaman kulağa seslenir. Kitaplar zamanımızı değerlendiren birer sevgili arkadaştır. Kitaplarla arkadaşlık küçük yaşta başlarsa bu güzel alışkanlık büyüyünce de sürer gider. Kitaplar doğruyu, güzeli, iyiyi, yararlıyı bulmamıza yardım eder. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
68
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Ynt:Dünya Çocuk Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:47:38
|
|
AÇIKLAMA -2-
Bugün küçüğüz. Ama yarın büyüyeceğiz. Okuyup ailemize. milletimize ve devletimize faydalı insanlar olacağız. Subay, doktor, avukat, öğretmen, hakim, mühendis, memur, tüccar olup, yurdumuza hizmet edeceğiz. Henüz küçük olduğumuz için, her ihtiyacımızı annemiz ve babamız karşılar. Babamız dışarıdaki ihtiyaçlarımızı karşılar. Annemiz bize bakar, yiyecekleri pişirir, giyeceklerimizi diker ve onarır. Annesiz ve babasız çocuklara "Çocuk Esirgeme Kurumu" bakar.
Bir ülkenin geleceği için, çocuk çok önemlidir. Gelecekte büyüyecek olan bu çocuk, vatanına hizmet edecektir. Ailesine yardımda bulunacaktır. Bunun için, çocukların sağlıklı büyümeleri ve eğitilmeleri gerekir. Ahlaklı, dürüst, vatansever olarak yetiştirilen insanlar, vatanları için bir teminattır.
Cumhuriyet döneminde, yüce Atatürk'ün emriyle, Türk çocuklarının en iyi şekilde yetiştirilmesine çalışıldı. Sağlığına, eğitim ve öğretimine önem verildi. Çocukların okumaları için her kademede okullar açıldı. Çocuk bakım evleri, doğum evleri, çocuk hastaneleri, çocuk yuvaları kuruldu. Yardım kurumları eliyle kimsesiz çocuklara yardım edilmektedir. Okullarımızda çocukların eğitimi ve sağlığı üzerinde çok dikkatlice durulur. Anne, baba ve öğretmenler bizim çok iyi bir insan olarak yetişmemiz için uğraşırlar. Biz de, bu emekleri boşa çıkarmayalım. Çok çalışalım. Büyüklerimizin sözünü dinleyelim. Herkesle iyi geçinelim. Yoksul, kimsesiz arkadaşlarımıza yardım edelim.
Çocukların kıymetini bilen, onlara önem veren milletler, iyi bir neslin yetişmesi için çalışırlar. Okullar, çocuk tiyatroları, çocuk kütüphaneleri, çocuk parkları ve bahçeleri yaparak, çocukların en iyi biçimde yetişmelerini sağlarlar.
Gazete, dergi, kitap, çeşitli çocuk yayınları, çocukların eğitim, öğretim, kültür ve bilgi bakımından gelişmeleri için çıkarılır. Radyo ve televizyonlarda çocuklar ile ilgili programlar düzenlenir.
Atatürk, hiç bir milletin yapmadığını Türk çocukları için yaptı. En büyük bayramımız olan 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı'nı bize armağan etti. Bugün bu bayram, çocuk bayramı olarak kutlanıyor. Vatanımızı düşmandan kurtaran Atatürk, Türk çocuklarından vatansever olmalarını ister. Vatanın bir karış toprağını bile canları pahasına da olsa kimseye vermemesini, gerektiğinde seve seve canlarını vermelerini ister. İyi birer yönetici olarak yurdumuzun yücelmesine ve kalkınmasına yardımcı olmalarını ister.
Çocuklara önem veren milletler, Ekim ayının ilk Pazartesi gününü "Dünya Çocuk Günü" olarak kabul etmişlerdir. Bu günde çocukların iyi yetişmeleri ve korunmaları üzerinde durulur. Kimsesiz çocuklara yardımlar yapılır. Çocukların iyi birer insan olarak yetiştirilmelerine uğraşılır. Irk, dil, din farkı gözetilmeden bu yardım yapılmalıdır.
|
|
|
|
|
69
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Çocuk Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:47:21
|
DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ Ekim ayının ilk Pazartesi günü Dünya Çocuk Günü' dür. Çocukların iyi yetiştirilmesi ulusların ortak sorunudur. Bu ortak sorun için ilk çalışmalar 1923 yılında başladı. İsviçre'nin Cenevre kentinde toplanan kırk ülkenin delegeleri Uluslararası Çocukları Koruma Birliği'ni kurdular. Uluslararası bu kuruluş, Birleşmiş Milletler Örgütü' nün kurulmasını izleyen yılda UNICEF' e dönüştü. UNICEF, "Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu"nun kısaltılmış adıdır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
70
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Çiftçiler Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:46:38
|
DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ 14 Mayıs 1946 Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun kuruluş tarihidir. Bu kuruluşun kısa adı İFAB’ tır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği bu kuruluşun üyesidir. Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun kuruluş günü olan 14 Mayıs yalnız bizde değil kuruluşa üye bütün ülkelerde Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır. Çiftçi, geçimini toprağı ekerek sağlayan kimsedir. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
71
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya Çevre Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:45:59
|
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ - KONUŞMA SEVGİLİ ARKADAŞLAR! 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
72
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Dünya AIDS Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:45:17
|
DÜNYA AIDS GÜNÜ (1 Aralık) 1 Aralık Dünya AIDS günü ve izleyen günler hastalığın işlendiği bir hafta olarak anılıyor. Dünya için giderek önemli bir tehlikeye dönüşen ve 22. Yüzyılla birlikte Afrika başta olmak üzere geri kalmış ülkelerde ortalama yaşam süresinin 30'un altına düşebilme beklentisinden olsa gerek ülkemizde de konu ilk kez ciddiyetle ele alındı. Tarih boyunca her yüzyılın kendine has bir salgına tanıklık ettiğini görüyoruz. Christopher Colombus Amerika'dan döndükten hemen sonra Fransız ordusu Napoli'yi işgal edince şehir bir salgına yakalanmıştı. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
73
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Deprem Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:44:44
|
DEPREM HAFTASI (1 - 7 Mart) Dünyanın oluşumundan beri, sismik yönden aktif bulunan bölgelerde depremlerin ardışıklı olarak oluştuğu ve sonucundan da milyonlarca insanın ve barınakların yok olduğu bilinmektedir. Bilindiği gibi yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir. Deprem Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
74
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Çanakkale Zaferi
|
: 20 Kasım 2007, 13:43:55
|
ÇANAKKALE ZAFERİ Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir. 1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
75
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Cüzzam Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:43:15
|
CÜZZAM HAFTASI (25 - 31 Ocak) 1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen cüzzam mikrobu öncelikle, deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılmaktadır. Her yeni bulunan hasta yaşamlarının sonuna kadar değişik gereksinimlerinin çözümlenmesi ve çevrelerinin kontrolü Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
76
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Cumhuriyet Bayramı
|
: 20 Kasım 2007, 13:42:40
|
CUMHURİYET BAYRAMI 29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiği gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 - 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coşkun törenlerle kutlarız. Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299'da Söğüt 'de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah denirdi. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
77
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Camiler Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:42:08
|
CAMİİLER HAFTASI - Ekim Ayının 1. Haftası Arapça “cem” kökünden türeyen, “toplayan, bir araya getiren” anlamındaki “cami” kelimesi başlangıçta sadece Cuma namazı kılınan büyük mescitler için kullanılmış olan "el-mescid'ül cami" (cemaati toplayan mescit) tamlamasından kısaltılarak alınmıştır.(1) Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
78
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Birleşmiş Milletler Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:41:36
|
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜNÜ 24 Ekim 1945 Birleşmiş Milletler Örgütünün Kuruluş Tarihidir. Örgüte üye tüm ülkelerde 24 Ekim, Birleşmiş Milletler Günü olarak kutlanır. Birleşmiş Milletler Örgütü evrensel barışı, uluslar arasında güvenliği ve dayanışmayı sağlamak amacıyla kurulmuştur. Uluslararası en büyük kuruluştur. Bugün Birleşmiş Milletler'in 176 üyesi vardır. Bu sayı gün geçtikçe artmaktadır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
79
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Bilim ve Teknoloji Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:40:56
|
BİLİM VE TEKNOLOJİ HAFTASI (8 - 14 Mart) Bilim ve Teknoloji Haftası (TTK. nun 66 sayılı, 30.4.1998 tarihli kararıyla eklenen hafta) TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor: Bilim “Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.” Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
80
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Babalar Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:40:21
|
BABALAR GÜNÜ - Haziranın 3. Pazar Günü Antik Roma'dan bugüne BABALAR GÜNÜ Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Gününün de bir geçmişi var. Bazı tarihçiler, Babalar Gününün Antik Roma'da bile kutlandığını belirtiyor. Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Gününün Batı Virginia'da ortaya çıktığını savunuyor. Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor. Diğer araştırmacılar ise Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
81
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Avrupa Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:39:50
|
AVRUPA GÜNÜ 5 Mayıs 1949 Avrupa Konseyi'nin kuruluş tarihidir. Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerde 5 Mayıs Avrupa Günü olarak kutlanır. Bu nedenle üye ülkelerde 5 Mayıs günü toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda Avrupa Konseyi'nin kuruluşu, amacı, ilkeleri anlatılır. Çalışma organları tanıtılır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi okunur. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
82
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Atatürk' ün Ankara' ya Gelişi
|
: 20 Kasım 2007, 13:39:00
|
ATATÜRK'ÜN ANKARAYA GELİŞİ Birinci Dünya Savaşı sonunda yurdumuz yenilmiş sayıldı. Düşmanlar dört bir yandan vatanımıza saldırdılar. Sevr Antlaşmasına göre yurdumuzun düşmanlar tarafından bölünmesi kararlaştırıldı. Urfa, Antep, Maraş, Adana, Antalya ve Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul işgal edildi. Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e girdiler. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
83
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Atatürk Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:38:30
|
ATATÜRK HAFTASI Ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe öldü. O tarihten bu yana 10 Kasım'la başlayan hafta, yurdumuzda Atatürk Haftası olarak değerlendirilir. Bu hafta içinde, Atatürk'ün yaşamı, yurtseverliği, inkılap ve ilkeleri anlatılır. Ata'nın daha iyi tanıtılması amacıyla açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda, Atatürk'ün konuşmaları kendi sesinden dinletilir. Atatürk'le ilgili filmler gösterilir. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
84
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Anneler Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:37:57
|
ANNELER GÜNÜ Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü'dür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünyada milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır. Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katlanan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
85
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Ankara' nın Başkent Oluşu
|
: 20 Kasım 2007, 13:37:28
|
ANKARA'NIN BAŞKENT OLUŞU Mustafa Kemal Paşa, Erzurum, Sivas Kongrelerinden sonra 27 Aralık 1919 günü Temsilciler Kurulu üyeleriyle birlikte Ankara'ya geldi. O zamana kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul idi. Osmanlı Mebusan Meclisi son kez 12 Ocak 1919'da İstanbul'da toplandı. 16 Mart 1919 günü İngilizler İstanbul'a girdi. Önce meclisi bastılar. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
86
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Ahilik Haftası
|
: 20 Kasım 2007, 13:36:54
|
AHİLİK HAFTASI - (Ekimin 2. pazartesi ile başlayan hafta ) Cumhuriyetimizin kuruluşunun yetmiş sekiz, Osmanlı devletinin kuruluşunun yedi yüz ve Türklerin Anadolu'yu yurt edinmelerinin bininci yıl dönümünü kutladığımız bu yıllar bize Türk tarihinin en önemli kurumu olan Ahiliği hatırlatmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti 75 yıl önce Osmanlı'dan devir aldığı yönetimi, Osmanlı da 700 yıl önce Anadolu Selçuklu devletinden almıştı. Anadolu Selçuklu devleti de Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun bir parçası olarak bu topraklarda yaklaşık bin yıl önce kurulmuştu. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
87
|
Ders Notları - Ödevler / Önemli Gün ve Haftalar / Ynt:Afet Eğitimi Hazırlık Günü
|
: 20 Kasım 2007, 13:35:59
|
|
NÜKLEER, BİYOLOJİK, KİMYASAL (NBC) SAVAŞ VE KORUNMA NÜKLEER SİLAHLAR GİRİŞ Nükleer silah deyimi bize; atom çekirdeğini hatırlatmaktadır. Çünkü bir atomun parçalanması ya da iki atomun birleşmesi halinde açığa çıkan enerjiden istifade edilerek nükleer silahlar yapılmış ve geliştirilmiştir. Bu enerji, gerçekte çok fazla ise de faydalanılan kısmı gayet azdır. Fakat bir bombada milyarlarca atom bir anda parçalandığı ya da birleştiği için açığa çıkan enerji astronomik rakamlarla konuşulacak düzeye ulaşmakta ve bu enerjiyi anlatacak birim, bildiğimiz ölçülerden farklı, onların dışında bir şey olmaktadır. Bu kısa açıklama, atom ve hidrojen silahlarının ayrı esaslara göre yapıldıklarını ve klasik silahlardan başka nitelikte olduklarını göstermeyecektir. Atom silahları (Nükleer silahlar), fisyon olayından istifade edilerek yapılmıştır. Bu olay, bazı ağır metal (uranyum, plutonyum gibi) atomların nötron bombardımanı sayesinde eşit olmayan iki parçaya ayrılmasıdır. Bu esasa göre yapılan silahlar için enerji birimi kiloton (KT), 1.000 ton T.N.T (Dinamit) nin yıkma gücüne eşit bir basıncın ifadesidir. Hidrojen silahları (Termonükleer silahlar), füzyon olayından faydalanılarak yapılmıştır. Bu olay bazı ağır hidrojen (döteryum, trityum gibi) atomlarının çok şiddetli ısı karşısında birleşmeleridir. (Bu ısıyı ancak bir atom infilakı verebilmektedir). Bu esasa göre yapılan silahlar için kudret birimi megaton (MT) dur. Megaton 1.000.000 ton T.N.T.nin yıkma gücüne denk bir basınçtır. Gerek atom, gerekse hidrojen silahları infilak ettirildikten sonra yaptıkları etkinin özelliklerinden hiçbir fark göstermediklerinden hepsine birden NÜKLEER SİLAH deyimini kullanmakta bir sakınca yoktur. NÜKLEER SİLAHLARLA KLASİK SİLAHLAR ARASINDAKİ FARKLAR Nükleer silahlarla klasik silahların karşılaştırılması ise bize şu sonuçları vermektedir. 1. Klasik silahlar bir amaç (Yan etkileri hariç) için kullanıldıkları halde, nükleer silahlar aynı anda bir çok etkiyi birden yapabilmektedirler. 2. Klasik silahlarda etki alanı olarak sokak ya da binalar kabul edildiği halde, nükleer silahların en küçüğünün (Nominal bomba=20 KT.'luk) etki alanını kilometrelerle ifade etmek gerekmektedir. 3. Klasik silahlarda en ağır etkili bir tahrip bombasının etki süresi saniyenin 1/100'ü olduğu halde nominal atom bombasındaki basınç etki süresi 7/10 saniye; nominal bombanın 500 katı olan 10 M.T'luk Hidrojen bombasında 5 saniyedir. 4. Klasik silahlardan olmayan radyolojik etki, nükleer silahların infilakı halinde diğer etkilerle birlikte radyolojik etkileri de ölüm ve hastalık saçar. Ayrıca silahın yerde veya yere yakın infilakında radyoaktif serpinti tehlikesi doğar.
ATOM VE HİDROJEN BOMBALARI ARASINDAKİ FARKLAR Bu silahların belirtilmesi gereken başlıca farklılıkları şunlardır; 1. Hidrojen silahları istenilen kudrette yapılabildiği halde atom silahları için sınırlı kudret söz konusudur. 2. İki silahın etki alanları değişiktir. Aynı ağırlıkta olan iki silahtan; hidrojen silahlarının etki alanı yarıçapı atom silahlarının 2,5 katıdır.
NÜKLEER SİLAHLARIN ETKİLERİ Bir nükleer infilakta, ilk önce silahın kudretine göre yarıçapı değişen bir ateş topu hasıl olur. Ateş topunun merkezindeki ısı, güneşteki ısıdan 2-3 defa daha fazladır. İşte aşağıda incelemeye başlayacağımız bütün etkiler etrafa bu ateş topundan yayılmaktadır. Nükleer silahların etkileri; Ani Etkiler ve Kalıntı Etkiler olarak ikiye ayrılır. 1) Ani Etkiler (Patlamadan sonra ilk 1 dakika içerisinde meydana gelir) -Işık, - Isı, -Ani Nükleer Radyasyon -Basınç (Blast) -Elektromanyetik Pals
2) Kalıntı Etkiler (Radyoaktif Serpinti) Radyoaktif serpinti bomba patladıktan 30-60 dakika sonra başlar. Nükleer infilakın bütün etkilerini 100 kabul edersek, bu etkilerden: -%35'i Isı (Işık ile birlikte gelmektedir). -%5i Ani Nükleer Radyasyon -%45'i Basınç (Blast) -%15'i Kalıntı Etki (Radyoaktif Serpinti) olarak karşımıza çıkmaktadır.
ANİ ETKİLER 1. Işık Nükleer şimşek adı da verilen bu ışık güneşten birkaç defa parlak olduğu için pırıl pırıl güneşli bir günde bile bir nükleer infilakı rahatça haber verebilecek niteliktedir. Ancak, muayyen-mesafeler için çıplak göze, direk ulaştığı takdirde 15–45 dakika süren geçici bir körlüğe sebep olmaktadır. Nükleer şimşekten korunmak için saydam olmayan her çeşit ekrandan istifade edebiliriz. Bu ekran, ince bir kağıt bile olabilir. (Işığın öldürme gücü olmadığından % hesabında ayrıca yer verilmemiştir).
2. Isı Nükleer ısı radyasyonları, nükleer şimşeğin beraberinde gelmektedir. Bu sebeple belirli bir uzaklıkta ve açıkta bulunan şahıslar için çok tehlikeli olurlar. Isı radyasyonlarının özellikleri, -Devamlıdır, -Çok süratlidir, -Çevre, ısısını ani olarak yükselttiğinden geniş çapta yangınlara sebep olur, -Mesafe ile azalır, -Nüfus hassası yoktur,
şeklinde özetlenebilir.
Bu özelliklere göre ısı radyasyonları incelenirse görülür ki ışık hızındadırlar ve silahın kudreti ile değişen bir devamlılıkları vardır. Ancak infilak yerinden uzaklaştıkça şiddetinden kaybetmekte ve saydam olmayan bir hail (ekran) tarafından hailin tutuşma ve yanma kabiliyeti ile ters orantılı olarak durdurulabilmekte ya da şiddeti azaltılabilmektedir. Yine bu yüzden belirli çevrelerde çok şiddetli (yanma kabiliyetinde olan her şeyin tutuştuğu) ve yine belirli çevrelerde çabuk tutuşan maddelerin çıkardığı yangınlar görülmektedir.
3. Ani Nükleer Radyasyon Öldürme kudretinde olan bir etki de ani nükleer radyasyondur. Bu etkilerden söz edilince hemen akla gelen en önemli tehlikeler; alfa ve beta partikülleri ile nötronlar ve gama ışınlarıdır. Bunlardan:
a) Alfa Zerreleri 2 nötron, 2 protonu olan pozitif elektrik yüklü partiküllerdir. Menzilleri birkaç santimetre içinde olup nüfuz hassasları yoktur.
b) Beta Zerreleri Negatif elektrik yüklü ve çok küçük kitlesi olan bir iyondur. Menzili 4-5 metre kadar olup nüfuz kabiliyeti bulunmamaktadır.
c) Nötronlar Elektrik yükü olmayan fakat atom çekirdeklerinden fırladıklarında radyoaktif olmaya müsait cisimlerin atomlarını parçalayıp onları suni olarak radyoaktif hale getiren zerrelerdir. Büyük tehlike yaratacak kabiliyettedirler fakat menzilleri 100 metreden biraz fazladır.
d) Gama Işınları ve Gama Işınlarının Özellikleri Yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar halinde intişar eden bu etkinin hem uzun menzilli ve kitlesiz oluşu, hem de engel tanımayan bir nüfuz kabiliyeti bulunuşu tehlikeyi çoğaltmaktadır. Bu sebeple Ani Nükleer Radyasyon denince hemen "Gama Işınları" akla gelir.
Gama Işınlarının Özellikleri -Devamlıdır, -Çok süratlidir, -Hissedilmez, -Büyük bir nüfuz hassası vardır, -Kısa bir süre için tesirlidir, -Öldürücüdür, -Cansızlara etkisi yoktur.
Şu halde gama ışınları bir dakika ya da biraz fazla devamlılığı olan, ışık hızında intişar eden, duyu organları ile varlığını anlamak mümkün olmayan ve hücreleri iyonize ederek insanı hasta edip öldürebilen bir tehlikedir. Bunlardan daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı sağlayamamasıdır. Önemli özelliği kısa bir süre için etkili oluşudur ve cansızlara etkisi olmadığından herhangi bir yan etkisi söz konusu değildir. Örneğin: Gama ışını etkisinde kalmış gerek su, gerek çiğ ve pişmiş gıda maddelerinin içilip yenilmesinden bir zarar doğmayacağı gibi maden, taş ve toprak gibi diğer maddeler de ayrıca bir tehlike teşkil etmezler.
Burada korunma yönünden en çok üzerinde durulması gereken, özellikle gama ışınlarının nüfuz kabiliyetidir ve sorulacak bir soru vardır; "Madem ki gama ışınlarını hiçbir engel tamamen durduramıyor, o halde hangi engel, ne kadar durdurma imkanı tanır?"
Bu sorunun cevaplandırılması suretiyle korunmanın esasları da verilmiş olacaktır. Hailler (engeller), yoğunluklarına göre gama ışınlarını durdurma yeteneğine sahiptir. Yoğunluğu en çok olan madde, en fazla yarı kalınlık veren maddedir. Bildiğimiz maddelerin yoğunluklarına göre hangi kalınlıkların yarı kalınlık sayılabileceğini şöyle sıralayabiliriz. Sıkıştırılmış toprak için 15 cm Kurşun için 1,25 cm Çelik için 3,75 cm Beton için 12,50 cm Briket için 15 cm Tuğla için 15 cm Taş için 15 cm Ağaçlar için 20-25 cm Su için 33 cm
4. Basınç (Blast) Ateş topundan yayılan yoğun ısının genişleyerek havayı itmesi sureti ile meydana gelen basınç etkisi, infilak yerindeki boşluğu dışarıdan soğuk havanın hücum etmesi yüzünden iki yönlü olarak görülür. İlk tesir sırasında tamamen yıkılmayan binaların, emme safhası da denilen ikinci safhada yıkılmaları bu sebeptendir.
Genel etki tablosunda %45 olarak gösterilen basınç etkisinin özellikleri: -Devamlıdır, -Yavaş seyreder (Ses hızından), -Endirekt yangınlar çıkarır, -Bina ve köprüleri yıkar. Bu özellikleri biraz açarsak korunma bakımından bazı faydalı sonuçlar elde etmek mümkün olur. Silahların kudretine göre devamlılık süresi değişen etki, diğer etkiler gibi ışık hızında değil, ses hızında etrafa yayılmaktadır (340 m/s). Bu yavaş gidiş, bilhassa açıkta bulunanların diğer tesirlerinden zarar görmemeleri halinde basınçtan korunma için zaman kazanmalarını mümkün kılar. Nükleer şimşek kendileri için bir ikaz vazifesi görecek ve bu şahıslar korunacak bir yer tedarik edebileceklerdir. Bina ve köprüleri yıkar diye kısaca ifade edilmesinin sebebi büyük bir yıkma ve parçalama gücünün varlığını anlatmaktır. O kadar ki 20 KT.luk bombanın killi toprak sathında infilakı halinde 90 metre yarıçapında ve 12 metre derinliğinde bir kuyu (krater) açabildiği söylenirse basınç gücünün azameti kolayca anlaşılacaktır. Hele bu silah 10 MT.luk ise bu kraterin derinliği 51, yarıçapı 660 metre olacaktır.
Böyle bir basıncın harap edeceği binalarda birçok elektrik kontağı, havagazı patlaması ve daha çok mevcut ateşin dağılması sonucunda sayısız yangın başlangıçları da görülecektir. Bu yangınlar endirekt yangınlar diye adlandırılmışlardır.
5. Elektromanyetik Pals Elektromanyetik pals, elektronik devreler kullanan modern cihazları bozmak, istenmeyen sinyal çıkarmasına neden olmak suretiyle malzeme hasarına neden olur.
KALINTI ETKİLERİ (Radyoaktif Serpinti) Gelecekteki savaşların tehlikelerinden belki en büyüğü olan nükleer silahların, yurt ölçüsünde karış karış, taş taş korunulması gereken tek etkisi müteakip tehlikedir. Bu tehlike "Kalıntı Etkileri" veya "Radyoaktif Serpinti" diye de adlandırılabilir. Bu tehlikenin meydana gelebilmesi için nükleer bombanın yere veya yere yakın infilak ettirilmesi şarttır. Örneğin; İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirleri üzerine atılan 20'şer kilotonluk atom bombaları 305 metre (1000 feet) yükseklikte patladıkları için havada infilak sayılır. Zira 20 kilotonluk bomba için serpinti hasıl edebilecek en fazla yükseklik 180 metredir.
Verilen örnekten çıkarılan sonuç şudur; Nükleer silahlar kudretlerine (ateş topu yarıçaplarına) göre değişen belirli bir yüksekliğin üzerinde infilak ederse radyoaktif serpinti tehlikesi meydana getirmezler. İşte her silah için başka olan bu yüksekliğe "KRİTİK YÜKSEKLİK" denir. Bu yükseklikten başlamak üzere daha aşağıya inildikçe serpinti tehlikesi artacak ve satıhtaki infilakta en çok olacaktır. Bunun sebebi satıh infilaklarında arz sathında bulunan taş, toprak, sıva, tuğla gibi maddelerle kalay, nikel, demir, bakır, alüminyum ve daha akla gelebilecek her çeşit maddelerin veya toprak içindeki filizlerin en fazla parçalanabilmesi ve en fazla nötron etkisine maruz kalarak en fazla radyoaktif hale gelebilmesidir. Radyoaktif hale gelen bu parça ve zerreler kısmen ateş topu içinde eriyerek hatta buharlaşarak atomik bulutu teşkil edecekler ve atmosfer dahilinde (mümkün olursa troposferin bittiği yere yani 30000 metreye kadar) yükseleceklerdir. İşte ateş topu ile birlikte yükselen bu parça ve zerrelerin yerçekimine uyarak yeniden arz sathına dökülmesi olayına "RADYOAKTİF SERPİNTİ=FALL-OUT" diyoruz.
Kalıntı tehlike, yersıfır noktası ve dolayları için elbette yalnız radyoaktif serpintiden ibaret değildir. İnfilak yerinde meydana gelen çukur (krater) ve çukurun etrafında radyoaktif hale gelmiş, fakat ağırlıkları ya da yerden kopmamaları yüzünden yükselememiş o kadar çok şey vardır ki sadece bunların varlığı bile o bölgeyi yaşanmaz durumda saymak için kafidir, yükselenlerinde en ağır olanları yine yersıfır dolaylarına serpilecek, üstelik burada alfa ve beta tehlikesi ile fisyona iştirak etmeyen ya da fisyon artığı sayılacak kritik maddelerin tehlikesi de en yüksek düzeyde bulunacaktır (Niga bölgesi).
Daha hafif olan radyoaktif toz ve zerreler, atomik bulutun çıkabildiği yükseklikte rüzgarların şiddeti ve yönüne göre bir taraftan sürüklenecek, bir taraftan da dökülmeye devam edeceklerdir. Bu sürükleniş ve dökülüş sebebiyle arz sathında teşekkül edecek serpinti sathının şekli yaklaşık olarak kenarları çok girintili çıkıntılı basık bir elipse veya puro sigarasına benzeyecektir. Bu sahanın 10 megatonluk bir hidrojen bombasına göre teorik eni, boyu hakkında fikir edinmek gerekirse; Yüksekte esen rüzgarların müsait olması halinde eni 80, boyu 1600 kilometreye, müsait olmaması halinde eni 160 ve boyu 800 kilometreye ulaşacaktır denebilir.
Böyle bir saha içinde birçok şehir ve kasaba bulunacağı gibi sayısız köy, çiftlik, mandıra, sınai ya da iktisadi tesis, bağ, bahçe, tarla bulunacak ve işte bizim asıl problemimiz buralarda oturan ve çalışanların korunması olacaktır.
Radyoaktif Serpintinin Özellikleri
1. Kalıcıdır Ani tesirlerde "Devamlıdır" anlatımı kullanıldığı ve süre verildiği halde serpinti tehlikesi için "Kalıcıdır" denilmiştir. Bunun sebebi radyoaktif serpinti tozlarının düştükleri yerden uzaklaştırılmaları bazı şartlarda mümkün olabildiği halde yok edilmeleri ya da çürüme hızını artırma olanağının bulunmamasındandır. Serpinti tozlarını yakmak dahi yok etmek için yeterli değildir.
2. Nereye Gideceği Önceden Bilinmez Devletin kiminle ne zaman ve hangi şartlar altında düşman duruma geçeceği bilinmeyeceği gibi, komşu devletlerden hangisinin böyle bir durumda kalacağı da kestirilemez. Seferberlik ve savaş ilanından sonra bile hangi hedef bölgelerini, hangi gün ve saatte, hangi kudrette bir silahla taarruza uğrayacağı bilinemez. Bütün bunlardan başka 20-30000 metre yüksekte esen rüzgarın şiddet ve yönünü tespiti de nükleer saldırıdan sonra yapılırsa ancak faydalı olabilmektedir. O halde bir hassas bölgede ve muhtemelen yersıfırda, önceden tahmin edilen bir silahın tahmin edilen yükseklikte patlatıldığını kabul etsek; yalnız rüzgâr sebebiyle tehlikenin ne tarafa gideceğini ve nereleri etki altına alacağını bilmek bir yana, tahmin dahi edemeyiz. Serpintinin, yurt ölçüsünde tedbir alınmasını gerektiren özelliği budur.
3. Geniş Sahaları Kaplar Ani tesirlerin etki alanlarından söz edilirken yer sıfırları merkez kabul olunan ve belirli yarıçapları bulunan etki alanları belirtilmiştir. Halbuki serpinti tesiri için durum tamamen değişiktir. Bu etki yalnız yersıfır ve dolaylarını değil, infilak yeri ile hiç ilgisi olmayacak kadar geniş ve uzak mesafeleri tehdit eder. Öyle ki komşularımızdan herhangi birisi nükleer taarruza uğrasa ve yurdumuz yüksekten esen rüzgarların esişi yönünde bulunsa, silahın serpinti tesiri birçok şehir, kasaba, köy ve tesislerimizi etki altına alabilecektir.
4. Duyu Organları İle Varlığı Anlaşılmaz Yer sıfır civarında başka ve daha uzak yerlere dökülen radyoaktif partiküllerin kitleleri öyle küçüktür ki bunların gözle görülmesi, birçoğunun bir araya gelmesi halinde bile mümkün değildir. Bu kadar küçük kitlelerin yere düştüğünde ses çıkaramayacağı meydandadır. Kokusu ve özel bir lezzeti olmadığına göre "Duyu organları ile anlaşılmaz." deyiminin çok uygun bir ifade olduğu sonucuna varılmaktadır. Tehlikenin bu özelliği yüzünden; varlığını anlamak, derecesini ölçmek için Radyak Aletleri kullanılır.
5. Öldürücüdür Öldürme mekanizmasına, ani nükleer radyasyon etkisi içinde bulunan gama ışınlarından söz edilirken değinilmişti. Burada, "Hücrenin iyonize olmasına sebep olur" demekle yetineceğiz.
6. 7x10 Kaidesine Göre Çürür Çürümenin zaman ile olan ilgisi ileride yeniden ele alınacak ve 7x10 kuralı anlatılacaktır. Tehlikenin bu özelliği çürümenin ilk anlarda çok hızlı bir tempo ile devam etmesine karşılık, zaman uzadıkça çürüme hızının azaldığını ifade ediyor. Kızgın bir demirin soğumasında olduğu gibi bir demir çubuğu ateşte kızdırırsak rengi beyaza yakın olur. Ateşten çıkarınca hemen kırmızıya ve siyaha döner. Fakat "Asıl rengini aldı" diyerek elimizde tutmamız mümkün müdür? Bunun mümkün olabilmesi için çok zamana ihtiyaç bulunduğunu hepimiz biliriz.
7. Tehlike İnfilaktan 30-60 Dakika Sonra Başlar İnfilak anında radyoaktivite diye bir problem yoktur. Sadece yersıfır ve dolaylarında kalıntı tesirleri (Radyoaktif hale gelip de emilememiş büyük parçalar, fisyon artıkları, nötronlar, alfa ve beta zerreleri) vardır ki buralarda zaten ani tesirler en yüksek düzeydedir. Serpinti atomik bulut halinde yükselen radyoaktif haldeki parça ve zerrelerin yeryüzüne dökülmesi demek olduğu, bu çıkış ve iniş için zamana muhtaç bulunduğundan tehlike silahın kudretine ve infilak ettirildiği yüksekliğe bağlı olarak infilaktan en az 25-30 en çok 60 dakika sonra başlamaktadır. Serpintinin bu özelliği, bilhassa tehlike (hasar) bölgesinde bulunan kılavuzlar ve bu bölgede yaşayan halk için hayati önemde bir çok işler görülmesini, hazırlıkların yapılmasını mümkün kılmıştır.
Radyasyon Hastalıkları Özellikleri yeter bir açıklıkla anlatıldığı serpinti sebebiyle tehlikeye maruz kalanlar iki ayrı şekilde hasta olurlar.
1. Radyasyon Hastalığı Gama ışını neşreden kaynak bizden az ya da çok bir uzaklıktadır. Bu kaynak bize nükleer radyasyon, vücudumuzdaki organları meydana getiren dokuların hücrelerinde iyonizasyon ve sonuç olarak hücrelerin ölümüne sebep olur. Hücre ölümü ile yerine koyma organındaki aksama hastalanmayı, bu olayın devamı ise ölümü doğurur.
2. Radyoaktif Zehirlenme Nükleer radyasyon kaynakları nefes alınırken solunum yol ve organlarına, bulaşmış yiyecek ve içeceklere dikkat edilmezse sindirim organlarına açık yara veya yaralardan doğruca kana yani dolaşım sistemine girebilir. İşte radyoaktif zehirlenme bu tür hastalanmaya verilen addır. Bu hastalanma şeklinde kaynak hangi yol ya da yollardan olursa olsun vücuda girmiştir. Şualanma yakından olmaktadır. Hasta (zehirlenen), her türlü korunma olanağından yoksundur.
Hastalık Belirtileri Serpinti tehlikesi insanı çabucak öldürüveren bir tehlike değildir. Etki insan vücudunda zamanla harabiyete sebep olur. Belirtileri azar azar meydana çıkar. Zaman uzadıkça belirtileri çoğalarak hastalık gelişir ve nükleer radyasyon almaya devam edilirse bir hafta veya haftalar sonra ölümle sonuçlanır. Biriktirildiği tespit edilen radyasyon miktarı az ölçüde, yahut hastalanan şahıs çok mukavemetli ve artık hastanın radyasyon alması önlenmiş ise istirahat ve iyi bir bakım ile iyileşecektir. Ancak burada belirtilere değinmeden hastalık yapabilecek dozlarla, ölüme sebep olabilecek dozların, kesin ölüm dozu ile herkes için tehlikesiz biriktirilebilecek dozun açıklanması gerekir. En aşağı düzeyde başlayıp %100 ölüm dozuna kadar olmak üzere radyasyon etkileri şöyledir.
75 röntgene kadar : Herkes için tehlikesiz alınabilecek radyasyon miktarı 75 röntgen : Savaş dozu 150 röntgen : Hastalık başlangıç dozu 300 röntgen : Ölüm başlangıç dozu 450 röntgen : %50 öldürücü doz 600 röntgen : Herkes için %100 ölüm dozu
Gerek radyasyon hastalığı, gerekse radyoaktif zehirlenmesi seyri ve sonucu itibariyle hastalık belirtileri başka başka olmadığından hissedildiği ya da başkaları tarafında fark edildiği andan itibaren bu belirtilerin;
-Halsizlik, isteksizlik, bitkinlik, -Mide bulantısı, baş dönmesi, -Mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, -Kusma, şiddetli baş ağrısı, -Kusma, ateş yükselmesi, kanlı ishal, -Kusma ve kanlı ishalin devam etmesi, ölüm. Şeklinde yaklaşık bir sıraya sokulabilir.
Radyasyondan Korunmada Ana Prensipler Nükleer infilakın kalıntı tesirleri, radyoaktif çürüme tamamlanıncaya kadar derece derece korunma zorunluluğu bulunan ve korunma kurallarına uymayanları öldürebilen kesin bir tehlikedir. Bu büyük tehlikeden korunmada üç ana prensip vardır.
1. Mesafe Tehlikeden korunma durumunda bulunan canlı ile radyoaktif kaynak yahut radyoaktiviteli alan arasındaki mesafenin canlının korunması bakımından başlı başına rol oynadığı bilinmelidir. Zira böyle bir alandaki canlının aldığı radyoaktivitenin üçte biri dört metre yarı çapında bir daire içinden, yarısı 7,5 metre yarıçapında bir daire içinden, dörtte üçü 30 metre yarıçapında bir daire içinden, geri kalanı da daha uzaktan gelir. Bunu başka türlü söylemekte mümkündür. Radyoaktif kaynakla arasındaki uzaklık dört metre olan bir canlı bu kaynaktaki şiddetin üçte birinden, uzaklığı 7,5 metre olan canlı yarısından, uzaklığı 30 metre olan canlı ise dörtte üçünden korunmuş (masun) dur. Örneğin: Radyoaktiviteli bir alandaki şiddet 240 r/s. olsun. Başka korunma olanağı bulunmayan bir insan bu alana 4 metre uzaklıkta ise bu insanın vücudunda bir saatte 160 röntgenlik, 7,5 metre uzaklıkta ise 120 röntgenlik ve 30 metre uzaklıkta ise 60 röntgenlik bir birikme (AKÜMÜLATİF) doz olacaktır. O halde serpinti sığınağı yapmak için seçilecek yerin; bir binadaki üst kat yerine bodrum, kenarda bulunan oda yerine ortadaki bir oda olmasına dikkat edilmelidir.
2. Engel Tehlikeden korunma zorunluluğunda olan canlı ile radyoaktif kaynak arasında ne kadar fazla yarı kalınlık sağlayan bir engel varsa o canlının göstereceği etki aynı ölçüde az olacaktır. Ani tesirler incelenirken Ani nükleer radyasyon içindeki gama ışınlarının daha aktif oldukları belirtilmiştir. Serpintiden intişar eden gama ışınları ise diğerlerine oranla az aktiftir. Bu sebeple korunma bakımından gereken yarı kalınlıklarda değişiklikler vardır. Az aktif oldukları bilinen kalıntı tesirlerinden korunmayı sağlayacak yarı kalınlık hesaplarının: Çelik için : 1.8 cm. Beton için : 5.6 cm. Briket, tuğla,taş, kerpiç ve sıkıştırılmış toprak için : 7 cm. Gevşek toprak için : 8 cm. Üzerinden yapılması amaca yetecektir.
Ancak çok uzun süreli bir korunma söz konusu olduğundan ne kadar fazla yarıkalınlık sağlanırsa, sığınak diye seçilen yerdeki koruma faktörünün o kadar yüksek yani sığınağın içindekileri o kadar iyi koruyacağı anlaşılır.
Aşağıdaki resimlerde bir nükleer saldırı sırasında ne gibi hallerde ne şekilde hareket edilmesi gerektiği gösterilmektedir.
3. Zaman Her şeyden önce bilinmelidir ki zaman, sığınakta da açıkta da aynı şekilde çalışır. Daha doğrusu dışarıdaki etkisi ile sığınaktaki etkisi arasında zamanla azalma bakımından hiç fark yoktur. Fakat uzun süre korunulması gereken bu tehlikeden zaman ile çok yakın bir ilgisi vardır ve tehlikeyi yok eden tek unsurdur. Tehlikenin özelliklerinden söz ederken anlaşıldığı gibi çürüme ilk anlarda çok hızlıdır. Zaman uzadıkça hızından kaybederek devam eder ve sona erer.
İnfilak anında böyle bir tehlike (yersıfır ve yakın dolayları hariç) mevcut olmadığından ve özellikleri açıklanırken kaydedildiği gibi tehlikenin başlaması 30 ile 60 dakikalık gecikmeye uğradığından, kalıntı etkisi için başlangıç zamanı silahın patlamasından bir saat sonrası kabul edilmektedir. İnfilak anını (H) harfi ile gösterelim ve bir saat sonraki radyoaktivite şiddetini 1000 r/s. farz edelim. Çürümenin zamanla nasıl oluştuğunu inceleyelim. H + 1 de 1000 r/s. ise H + 7 de 100 r/s. e H + 7x7 (2 gün) de 10 r/s. e ve H + 7x7x7 (15 gün) de 1 r/s. ve düşer H + 7x7x7x7 (3 ay) de ise 0.1 r/s. olacaktır.
Başlangıç olarak ele alınan H +1 den 45 dakika sonra şiddetin yarıya indiği de bilindiğine göre hakikaten serpintinin çürümesi önce çok süratli olduğu halde zaman uzadıkça hız azalmaktadır. İşte bu kuralın yukarıdaki zaman şiddet tablosuna 7x10 KAİDESİ denilmektedir.
BİR NÜKLEER SALDIRI OLDUĞUNDA ALINACAK TADBİRLER
1. Dışarıda iseniz; — Patlama ışığını görür görmez, hemen çukur bir yere veya duvar dibine veya kuytu bir yere YATIN! — Kollarınızı başınızın üstünde kavuşturun! (gözler kapalı olacak veya ışığı görmeyecek) — Dizlerinizi karnınıza doğru çekip KAPANIN! — Çıplak yerlerinizi (giysilerinizle) ÖRTÜN! — Bu durumunuzu ışık, yakıcı hava hareketi ve yıkılmalar sona erene kadar koruyun (1 dk.) — Bombanın patladığını kuvvetli ışıktan hemen anlayın. — Sonra da kalkıp telaş etmeden en yakın sığınağa yönelin; SIĞINAĞA GİRMEDEN ÖNDE 30-60 DK. ZAMANINIZ VAR! — Ağzınızı ve burnunuzu tozlara karşı bir bezle, elbise parçasıyla vb. koruyun. — Sığınağa girmeden önce giysinizdeki tozu mutlaka çırpın, süpürün. Gerekirse değiştirin. — El, yüz, saçlar ve diğer çıplak kalmış yerlerinizi mutlaka yıkayın. — Sığınakta kullanacağınız gerekli malzemeleri alın ve sığınağa girin.
2. Evde veya İş Yerinde iseniz ; - YAT, KAPAN, ÖRTÜN! Fakat cam kırıklarından ve düşen eşyalardan korunmak için: - Sırtınızı pencereye dönün. - Masa, ranza, koltuk altlarına / arkalarına yatın. - Tehlike geçince doğruca sığınağa gitmek üzere yukarıda belirtilen hazırlıkları yapın.
SIĞINAĞA GİRMEK İÇİN 30-60 DK ZAMANINIZ VARDIR!
3. Araçta iseniz; Parlak ışığı görür görmez: - Aracı ve motorunu durdurun. - Hemen açık yerlerinizi kapatın - Ellerinizi başınızın üzerine koyun ( başınızı koruyun). - Sırtınız camlara dönük olarak, dizlerinizin üzerine kapanın. YAT, KAPAN, ÖRTÜN! - Tehlike geçince sığınağa giriş hazırlıklarına başlayın. Telaş etmeyin.
4. Okulda iseniz; - Parlak ışığı görür göremez; YAT, KAPAN, ÖRTÜN ! - Derhal sıraların altına girin. - Sırtınız camlara dönük olarak kapanın - Sonra telaş etmeden öğretmeninizin talimatıyla sığınağa girin.
İLKYARDIM BİLGİLERİ Hasta ve Yaralı Taşıma Yöntemleri Bir hastayı yâda yaralıyı güvenli biçimde taşımak için çeşitli yöntemler vardır. Acil durumlarda hasta sedyesiz olarak taşınması gerektiğinde uygulanacak bazı yöntemler aşağıda anlatılmıştır.
Beşik yöntemi: Zayıf hastaların yada çocukları taşımak için bir kolunuzu kalçanın altından geçirip öteki kolunuzla bel üstünden sırta doğru kavrayarak kucaklayın. Kendinizi iyice tartıp dengeledikten sonra yavaş ve güvenli adımlarla yürüyün.
Sürükleme yöntemi: Yaralı yada hasta ayağa kalkacak durumda değilse ve hemen bulunduğu yerden uzaklaştırılması gerekiyorsa kollarını göğsünün üzerinden çapraz toplayın. Sonra hastanın başucunda çömelip ellerinizi omuzların altından geçirerek ve başını da kollayarak yerde geri geri çekin.
Omuzlama yöntemi: Bilinci yerine ve yürüyebilecek durumdaki hastayı ayağa kaldırın. Yanında durarak sizden yana olan kolunu omzunuzun üzerinden boynunuza alıp elini öteki elinizle tutun. Ters taraftaki kolunuzu da hastanın beline dolayarak ve ağırlığını bir ölçüde omuzlarınıza alarak birlikte yavaş yavaş yürüyün.
Sırta alma yöntemi: Hasta ağır değilse ve sarsılmasının pek sakıncası yoksa öne geçip çömelerek iki kolunu boynunuzun iki yanıdan tutup göğsünüzün önünde kavuşturun, sonra ayağa kalkıp, hasta sırtınızda olduğu halde yürüyün.
Dört el oturağı: Bu yöntem, bilinci yerinde ve kollarıyla tutunma yeteneği olan hasta için iki kişiyle birlikte uygulanır. Hastayı taşıyacak kişiler yüzleri birbirine dönük karşılıklı durur. Birbirlerini bileklerini çaprazlama tutarak bir oturak oluşturur. Hastaya sırtından yaklaşarak çömelinir ve hastanın bir kolunu taşıyıcılardan birini diğerini ötekinin omzuna atarak tutunması sağlanır. Sonra ayağa kalkarak hasta kenetlenmiş ellerin üzerinde taşınır.
İki el oturağı: Hasta yaralı veya bitkin durumda ise bu yöntem uygulanır. Taşıyıcılar hastanın iki yanında çömelir. Birer kollarını hastanın kalçasıyla dizleri arasından uzatarak birbirlerini bileklerinde sıkıca tutar ve hastanın buraya oturmasını sağlarlar. Öteki kollarını da hastanın sırtından uzatarak omzunu sımsıkı kavrar ve ayağa kalkıp yavaş yavaş yürürler.
İtfaiyeci taşıması: Bu yöntem hastayı taşırken bir elin boşta kalması gerekiyorsa uygulanabilir. Çocuk veya zayıf hastalara rahatlıkla uygulanabilir. Hasta kendi kendine ayağa kalkacak durumda değilse, yüzükoyun yatırıp başucunda ayakta durun. Kollarınızı hastanın koltuk altlarından geçirerek hastayı önce dizleri sonra ayakları üzerinde kaldırın. Sol elinizle hastanın sağ bileğinden tutun. Başınız hastanın uzanan sağ kolunun altında, omzunuz da karnın alt tarafına gelecek şekilde eğilin ve yavaşça omuzlarınızın üzerine düşmesini sağlayın. Sağ kolunuzu hastanın bacaklarının arasına ya da bacaklarını çevresine dolayın. Hastanın ağırlığını sağ omzunuza alarak ayağa kalkıp vücudunu iki omzunuzun üzerine doğru çekin. Hastanın sağ bileğini sağ elinizle kavrayarak sol kolunuzu serbest bırakın.
Sandalye ile taşıma: Hasta oturacak durumda ise ve merdivenli bir yere götürülecekse bu yöntem uygulanır. hasta sandalyeye oturduktan sonra bir kişi sandalyenin arkasıyla hastayı, ikinci kişi ise sandalyeyi ön ayaklarından tutmalıdır. Sandalyenin iki yanını korkuluklu olması yararlıdır. Sandalye geriye doğru eğilerek kaldırılır.
İlkyardım Uygulamaları İlkyardım kazaya uğrayan birini veya bir hastayı iyileştirme yönünde atılan ilk adımdır. Aşağıda ilkyardım uygulamalarında kullanılan bazı gereçlerle ilgili kısa bilgiler verilmiştir.
Askı: Askılar çoğunlukla yaralı kolları, bilekleri ve elleri koruyup destek sağlamak için kullanılır. Göğüs yaralarında da göğsü desteklemek amacıyla kolları hareketsiz tutan askılar kullanılabilir. Kol askıları kol yaralanmalarında ve bazı göğüs yaralarında uygulanır. Doğru uygulanan bir kol askısında el, dirsek hizasından biraz yukarıda olmalıdır. Bandın altı tüm parmak tırnakları görünür durumda bırakarak serçe parmağın köküne kadar uzanmalıdır. Kol askıları aşağıdaki yöntemle uygulanır: • Oturan hastaya askıya alınacak yaralı elini ya da ön kolunu dirsekten daha yüksekte tutması söylenir. • Dirsek ile göğüs arasındaki açıklığı kullanarak üçgen bandın bir ucunu dirseği iyice saracak biçimde göğüsle kol arasından geçirin. • Kolu tutarak askının alt ucunu kolun üzerinden alın ve yaralı taraftaki köprücük kemiğinin üstündeki çukura gelecek biçimde balıkçı düğümüyle bağlayın. • Son olarak tepe noktasını öne doğru çekip bir çengelli iğneyle askının önüne tutturun. • Askının ve bandın kan dolaşımını engellememesine özen gösterin ve durumunu buna göre ayarlayın.
Ayrıca gerekli askı gereci bulunamadığında pratik bir askıya yöntemi uygulanabilir. Örneğin yaralı kol ceket düğmelenerek arasına asılabilir. Ceketin bir eteği yukarı kıvrılarak kol bunun arasın konur ve ceket eteğinin ucu göğse çengelli iğneyle tutturulabilir. Başka bir yöntem de yaralı taraftaki elbise kolunu boşa çıkararak onunla yaralı kolu askıya almaktır. Kanamayı önlemek, sargıyı tutmak, şişmeyi engellemek, eklemlere destek sağlamak, hareketi sınırlamak amacıyla bantlar kullanılır.
Kanamayı denetim altına almak, akıntıları emmek amacıyla yaraların üzerine örtülen steril koruyucu örtülere sargı adı verilir. Sargı yaparken eller çok temiz olmalı, yara ve çevresi oksijenli suyla temizlenmelidir. Yara bölgesindeki toz, toprak, cam parçaları varsa bunlar bol suyla temizlenmeli ancak yabancı cisim bulunan yaralara sargı yapılmalı üzerine baskı yapılmadan bol miktarda katlanmış steril gazlı bez konulmalıdır. Yaralı bölge sargı bezi ile çok sıkmadan yaranın her yerini aynı ölçüde kaplayacak biçimde sarılır. Sarma işlemi bittikten sonra sargı bezini kenarı flasterle yapıştırılır. Bir darbe sonucu ortaya çıkan şişlikleri azaltmak, ağrıyı dindirmek amacıyla soğuk kompres uygulanır. Bir pamuk tampon, havlu ya da benzeri bir kumaş çok soğuk suya batırıldıktan sonra bu hafifçe sıkarak şişliğin üzerine konulur. Tamponun soğukluğu azaldıkça yenisiyle değiştirilir ve uygulama beşer dakika aralıkla olarak sürdürülür. Soğuk kompres için içi buz dolu lastik torba da kullanılabilir.
Kanamalar Damarlarda dolaşan kanın çeşitli nedenlerle damar dışına çıkarak kaybedilmesidir. Damarların bütünlüğünü bozan kesici ve delici yaralanmalar kanamalara neden olur. Vücudun dışından gelen bu tip yaralanmalar özellikle cildin damardan zengin yerlerinde ise bol miktarda kanama görülebilir ya da derine giden bir delici yaralanma büyük damarların kesilmesine yol açarak yaşamı tehdit eden kanamaya neden olur. Yüksekten düşme, trafik kazası ve patlamalar veya kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun iç organlarındaki damarların hasar görmesi sonucunda vücudun iç boşluklarına (kafatası, göğüs ve karın boşlukları) kanamalar olabilir. Bu kanamalara iç kanama adı verilir.
Dış kanamalar: Deride yaralanmaya yol açan zedelenmeler kafa derisi gibi bol damarlı bölgelerde daha fazla kanamaya neden olur. Kanama fazla da olsa bu tür kanamalar temizlendikten sonra sorun çıkarmadan düzelir. Orta boy ve büyük toplardamar ve atardamar kesiklerinde daha önemli kanamalar görülür. Kirli kan taşıyan toplardamarlarda kanın rengi daha koyu akım düzenli ve daha azdır. Temiz kan taşıyan atardamar kanamalarında ise kanın rengi daha açık ve kanama kısa aralıklarla fışkırır tarzdadır. Damar kesiklerinde kanamayı durdurmak için damarın üzerine temiz bir bezle veya bulunamazsa elle baskı yapılmalı ve kesilen yerin üzerinden sıkı bir turnike uygulanmalıdır. Büyük damarların kesilmesine bağlı olarak uzun süre devam eden kan kaybı hastayı şoka ve ölüme götürebilir. Kanamayı durdurmak, yaranın temizlenmesini sağlamak ilk adımlardır. Kanamanın durdurulamadığı derin yaralanmalarda hasta daha fazla kan kaybetmeden bir an önce hastaneye götürülmelidir.
İç kanamalar: İç kanamalar dışarıdan belli olmadığından ilkyardımı yapan kişiler ancak hastanın iç organlarındaki hasar sonucunda şiddetli ağrısının olması, renginin solması, soğuk soğuk terlemesi ve bilincinin kapanması gibi şok belirtilerine bakarak iç kanamayı anlayabilirler. Her türlü kırılmada kırık çevresinde bir iç kanama meydana gelir. Örneğin uyluk kemiğinin kalça hizasından kırılması en azından 1 litre kan kaybına yol açan iç kanamaya neden olabilir. Dalak gibi bazı organlar bisikletten düşme, otomobilin direksiyonuna çarpma gibi basit darbelerde bile patlayarak cerrahi girişim gerektiren iç kanamalara neden olabilir. Bu bakımdan kazaya uğrayan kişilerin olası iç kanama belirtileri yönünden izlenmelidir. İç kanama durumunda hastayı bir an önce hastaneye yetiştirilmelidir. Bu sırada hastanın tansiyonun daha fazla düşmesini önlemek amacıyla hastayı yatırmak ve bacaklarını yukarı kaldırmak gerekir. Kazalar dışında hemofili gibi kanın pıhtılaşmasını bozan hastalıklar ve bazı ilaçlar, kronik karaciğer hastalıkları, bazı kötü huylu hastalıklar, vitamin noksanlıkları hastalarda kanamaya eğilimi artırabilir. Bu hastaların vücudun çeşitli deliklerinden kanama durumunda hemen doktora başvurmaları gerekir. Kadınlarda üreme sistemiyle ilgili nedenler kanamaya yol açabilir. İdrar yollarından, makattan gelen kanamalar, kan tükürme ve mide kanamalarında görülen kahve telvesi gibi sindirilmiş kan içeren kusmalar mutlaka doktor müdahalesi gerektiren durumlardır.
Kırıklar Kaza sonucunda kemiklerde çatlak veya kırıklar meydana gelebilir. Kırığın acısı yumuşak doku zedelenmesi ve çatlağa göre oldukça fazla ve dayanılamayacak şiddettedir. Kırıklar kapalı kırık ve açık kırık olmak üzere ikiye ayrılır. Kapalı kırıklarda kırılan kemik derinin üzerine çıkmamıştır. Açık çıkıkta ise kırık kemiğin ucu deriyi delerek dışarı çıkar. Açık kırıklar mikrop kapma yönünden daha risklidir. Kırıklarda uygulanacak ilkyardım yöntemleri şunlardır: Kanama varsa yada kırılan kemiğin ucu dışarıda ise temiz bir gazlı bezle derhal sarılmalıdır. Kırılan kemiği yada yerinden oynayan eklemi yerleştirmeye çalışılmamalıdır. Yardım beklerken kazazedenin vücudu sıcak tutulmalı kırık dışında kanama veya başka bir yaralanma varsa bunlar da kontrol edilmelidir. Genel anestezi ve ameliyat olasılığı nedeniyle hastaya yiyecek ve içecek verilmemelidir. Yardım gelmediği takdirde ve hastanın nakledilmesi gerekiyorsa kırığın çevre dokuları zedelemeden desteklenmesi gerekir. Özellikle kol ve bacak kırıklarında ve çıkıklarında bölgeyi hareketsiz kılmak amacıyla tahta destekler kullanılır. Varsa kırıklarda kullanılmak üzere özel olarak hazırlanmış atel adı verilen destek gereçleri kullanılmalıdır. Hareketsizlik kırıklarda acıyı hafifletir ve bölgenin daha fazla hasar görmesini engeller. Ancak bu destek kesinlikle çok sıkı olmamalıdır. Hasar gören nokta her iki taraftan sarılarak kıpırdayamayacak şekilde sabitleştirilmelidir.
Kol kırıkları: En rahat pozisyonda kolu göğüs yaslayıp arasını besleyin. Kolun ağırlığını beslediğiniz destekle birlikte, bir bezle omuzdan askıya alın (Ayrıca bkz. İLKYARDIM). Kolun ağırlığın bir tahta parçasını desteğiyle hafifletebilirsiniz. Eğer kol bükülemeyecek durumda ise sarkıtıp vücuda yaslayarak bandajla veya tahta ile destekleyin. Bacak kırıkları: Kırık veya çıkık bacağı sağlam bacağa destekleyerek bağlayın. Mümkünse iki bacağın arasını ince bir tahta parçası ile destekleyin. Eğer diz bükük kalmışsa aynı şekilde bırakarak destekleyin. Diz kapağı kırıklarında diz bağının üzerine bir şey sarmayın. Bacağın altına topuktan kalçaya kadar olan en az 10 cm genişliğinde bir tahta parçası yerleştirin. Bundan sonra biri baldırda, biri topukta, diğerleri dizin üstünde ve altında olmak üzere 4 adet sargı ile bacağı tespit edin. Omurga kırıkları: Omurga kemiği kırıklarına özellikle trafik kazalarında sık rastlanır. Omurga kırıkları ilkyardımda en dikkatli olunması gereken konulardan biridir çünkü yapılacak yanlış bir hareket omurga kemiği içinde bulunan omuriliğin zedelenmesi sonucunda felce neden olabilir. Bu nedenle omurga kırığı olabileceği düşünülen düşme, sığ suya atlama, enkaz altında kalma ve trafik kazası gibi durumlarda boyun ve bel kemiği kırıkları olasılığı her zaman göz önüne alınmalı ve bunlara ait belirtiler olmasa bile böyle bir durun varmış gibi hareket edilmelidir. Boyun omurlarındaki kırıklarda kazazedenin hareketsiz tutulması çok önemlidir çünkü bu bölgedeki omurilik üzerine yapılan bası hastada düzeltilemeyecek sinir hasarlarına ve ölüme neden olabilir. Omurga kırığı olan hastanın taşınması için en az 4 kişi gerekir. Hasta sert bir sedye veya kapı gibi geniş ve uzun bir tahta parçası üzerinde taşınmalıdır. Hastayı bulunduğu yerden sedyeye alırken bir kişi başı vücut ekseninde tutarken biri omuzları biri kalçaları öteki de bacakları tutarak kaldırmalıdır. Kazazedenin yattığı yerde döndürülmesi gerekiyorsa bunu yine birkaç kişi tek bir hareket yapar gibi gerçekleştirmeli ve bu sırada vücudun ve başın bükülmemesine dikkat edilmelidir. Bu koşular sağlanamıyorsa cankurtaran ve yardım ekibi beklenmelidir. Başın hastaneye gidene kadar hareketsiz kalmasını sağlamak amacıyla yanlarına katlanmış giysi gibi sert nesneler yerleştirilmelidir. Başın altına kesinlikle yastık konulmamalıdır. Sırt ve bel kırıklarında da hareketi ve dolayısıyla omurilik zedelenmesini en aza indirmek için aynı önlemler alınmalıdır. Baş kırıkları: Kafatasında, çenede yada boyunda meydana gelebilecek kırıklar ve darbeler çok önemli olduğundan hemen uzman bir doktor tarafından müdahaleyi gerektirir. Çene kemiği kırıklarında kanama olabileceğinden hastayı doktora götürürken kan yutmasını önlemek için baş öne doğru eğik tutulmalıdır. Yanıklar Giysileri tutuşmuş olan bir kimsenin paniğe kapılarak koşmasını önleyin. Kaza kapalı bir yerde olmuşsa yanan kişinin dışarı çıkması önlenmelidir çünkü hava akımı ve kişinin hareketleri yanmayı arttıracaktır. Yanan kişi hemen yere yatırılmalı, su ile ıslatılmalı veya üzerine halı, battaniye, perde gibi alevleri oksijensiz bırakacak bir örtü atılmalıdır. Alevleri bastırmak için naylon veya kolay tutuşan kumaşlar kullanılmamalıdır. Kazazede yerde yuvarlanmamalıdır, bu daha önce yanmamış yerlerin de yanmasına yol açar. Cilt ve cilt altı dokularının alev, buhar, sıcak su gibi etkenlerle tahrip olmasıdır. Yanık derinliği üç derece ile ifade edilir: 1. derece: Ciltte kızarıklık (güneş yanığı) 2. derece: Üst derinin tam hasarı ve içi sıvı dolu kabarcıkların oluşması 3. derece: Cilt altı tabakalarının ve daha derin tabakaların yanması. Yanıklar ve haşlanmalar evde ve işyerlerinde sık görülen olaylardır. Özellikle çocuk ve yaşlılarda büyük ve derin yanıklar ölümle sonlanabilir. Yanık deri vücuttan sıvı kaybına neden olduğundan ve enfeksiyon tehlikesi nedeniyle titiz bir şekilde bakılmalıdır. Doku hasarını önlemek, ağrıyı ve şişmeyi azaltmak için yanıkları hemen soğutmak gerekir. Soğutmada en etkili yöntem yayan bölgeyi soğuk suyla yıkamaktır. Küçük yanıklar yerinde tedavi edilebilir ancak bebek ve yaşlılardaki yanıklar ayrıca göz, yüz, boyun, el, ayak ve apışarası yanıkları özel tedavi gerektirir. Buharlar, kimyasal maddeler, tahriş edici gazlar ve elektrik çarpmasıyla oluşan yanıklar da hastanede tedavi gerektirir. Bu kişilerde kimyasal maddeler ve duman solunum yoluyla akciğerlere de zarar vermiş olabilir. Yanıklarda ilkyardım için izlenecek yöntemler şunlardır: • Yanmış deriyi 10 dakika süreyle basınçsız akan soğuk suyun altına tutun. Ağrı dinmezse daha uzun süre soğuk suya daldırın. • Yanan alan şişmeye başlamadan önce buradaki yüzük, saat, kemer, ayakkabı gibi sıkı eşyaları yavaşça çıkarın. • Yanan bölgedeki yanmış veya yanıcı maddeye bulaşmış giysileri soğumaya başladıktan sonra yavaşça veya mümkünse keserek ciltten uzaklaştırın. Yanığa yapışmış olan şeyleri çıkarmaya çalışmayın. • Bu alanı steril bir bezle
| | |