Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

9185 Mesaj 4719 Konu- Gönderen: 1478 Üye - Son üye: guil

09 Ocak 2009, 12:29:29
  Mesajları Göster
Sayfa: 1 ... 5 6 [7]
301  Ders Notları - Ödevler / H / Hacı Bektaş Veli : 22 Ekim 2007, 21:47:57
HACI BEKTAŞ VELİ

 Hacı Bektaş Veli, 13. Yüzyıl'da yaşamış bir mutasavvıf ve düşünürdür. O, Anadolu'yu Türkleştiren Türkmen gücünün hayatına şekil veren bir halk lideridir. Hacı Bektaş Veli'ye bağlı Türkmenler'e, Bektaşi denilmiştir. Bugün Hacı Bektaş Veli, Anadolu gibi Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Bosna, Arnavutluk, Macaristan, Romanya gibi ülkelerde bile Türkler arasında bilinen, saygıyla anılan bir önderdir.
16. yüzyıl'a ilişkin Osmanlı belgelerini incelediğimizde kırsal kesimdeki nüfusun çoğunluğunun Alevi-Bektaşi nitelikli olduğu ortaya çıkıyor. Hacı Bektaş Veli, genelde kırsal kesime hitap eden bir düşünür/önder olarak sivrildi. Zamanla onun düşüncesi kentlere de girdi. Kentlerde Bektaşilik adı altında şekillenen bu düşünce, esnaf arasında oldukça yayıldı.
Öte yandan, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda da Hacı Bektaş Veli'nin düşünceleri etkili oldu. Osmanlı Devleti, Türkmen göçebelerine dayanan bir özellik taşıyordu. Bu beyliğin kurucusu Osman Bey, eşitlikçi bir dünya görüşünü temsil ediyordu.
Osmanlı Devleti Balkanlar'a geçince Bektaşi düşüncesinin eşitlikçi, insancıl özünden de yararlandı. Bugün bile Balkan ülkelerindeki Bektaşi dergahlarına Hıristiyan halkın saygı duyması, işte bu düşünce genişliğinden kaynaklanmaktadır.
Hacı Bektaş Veli'nin mekanı ve makamı olarak bilinen Hacıbektaş İlçesi, bugün Nevşehir'e bağlı bulunuyor. Kırşehir ile Nevşehir arasındaki bu ilçe, ünlü Kapadokya havzasında yer alır. Bölge, Orta Anadolu'nun ilginç alanlarından birisidir. Buralar Roma ve Bizans uygarlığının çok kuvvetli eserlerini de barındırmaktadır. Ünlü peribacalarının, kaya kiliselerinin, yeraltı şehirlerinin bulunduğu bir bölgede yer alır Hacıbektaş.
Hacı Bektaş Veli Karacahöyük'te hayata gözlerini yummuş ve burada toprağa verilmiştir. Onun mezarı çevresinde derhal bir türbe oluşturulmuş ve burası kısa sürede dergaha çevrilerek (halk üniversitesi haline getirilerek) merkez nokta yapılmıştır. Karacahöyük'te, Hacı Bektaş Veli'nin makamına onun soyundan gelen ve Çelebiler denilen çocukları oturmuşlardır. Karacahöyük adı, daha sonra Hacı Bektaş Veli'ye saygı ile Hacıbektaş'a çevrilmiştir. Bugün Hacıbektaş İlçesi, Nevşehir'e bağlıdır ve turizmin hızla geliştiği noktalardan birisidir.
Yeniçerilerin Piri
Osmanlı Devleti, devşirme denilen Hıristiyan çocuklarından oluşturduğu orduyu Hacı Bektaş Veli'nin düşüncelerinden yararlanarak eğitti ve şekillendirdi. Yeniçeri Ordusu denilen bu ordunun başında bulunan ağa da Bektaşi idi. Bu ordu, 1826 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin birinci gücü olmuştur.
Yeniçeri ordusu, törenlerde gülbank çeker (dua okur) ve bu gülbankta da Hacı Bektaş Veli'nin adı anılırdı. Duanın sonu şöyleydi: Pirimiz hünkarımız Hacı Bektaş-ı Veli'nin demine devranına hu diyelim hu!
Kısacası, Hacı Bektaş Veli sadece bir düşünür ve din adamı değil, devlete şekil veren siyasal bir kimlik olarak da son derece önemlidir.
Yaşamı hakkında açık bilgiler yoktur. Buna karşı Hacı Bektaş Veli etkileri ve yaptıklarından dolayı tarihi ve ebedi eserlere konu olmuşturHacı Bektaş Veli, 13. Yüzyıl'da yaşamıştır. Bu tarih, eski bir Vilayetname'ye eklenen notta 1209-1271 olarak saptanmıştır. Bu tarihlerin doğruluğunu şu kanıtlar onaylar.·  Hacı Bektaş Veli, 1273 tarihinde öldüğü kesin olan Mevlana Celalettin-i Rumi ile çağdaştır. Bu çağdaşlığı, Mevlevi kaynakları ortaya koymaktadır.Bu iki ulu kişinin arasında güçlü bir bağlantı olduğunu, tarih göstermektedir.·  Hacı Bektaş Veli, 1263-1264 tarihlerinde Anadolu'dan Kırım'a geçen Alevi Türkmenler'in başında bulunan Sarı Saltuk'un da mürşididir (Öğretmenidir). Hacı Bektaş'ın, 1282'den sonra ölen Saru Saltuk'dan daha büyük veya onunla yaşdaş olması normal sayılmalıdır.·  Hacı Bektaş; Taptuk Emre'nin; Taptuk Emre de Yunus Emre'nin mürşididir. Bugün, Yunus Emre'nin 1320 civarında Hakka yürüdüğünü (öldüğünü) biliyoruz. Yunus Emre'nin manevi gıdasını veren de Hacı Bektaş'tır. Öyleyse, Büyük Pir'in, Yunus Emre'den önce Hakka yürüdüğünü söylemek yanlış olmaz.·  Vilayetname'de, Hacı Bektaş'a karşı çıkan ve onun duvarı yürüttüğünü görünce teslim olan Seyyit Mahmud-ı Hayrani de 1267-1268 tarihlerinde ölmüştür. Cacaoğlu Nureddin de yine bu yüzyılda yaşamış olup Hacı Bektaş Veli'nin manevi büyüklüğünü anlatan Vilayetnamede adı geçen önemli kişilerden birisidir.·  1275 ile 1343 yılları arasında yaşayan Ebülfarac Vasıti'nin Tiryakül Muhabbin adlı eserinde de adı geçen Hacı Bektaş'ın, 1343'ten önce ölmüş ve oldukça şöhret kazanmış olduğu anlaşılıyor.·  En önemli kanıtlardan birisi de; Kırşehir'de bir Mevlevi tekkesi kurmuş olan Şeyh Süleyman bin Hüseyin'in vakfiyyesinde geçen 'fi nahiyetil-Hacı Bektaş kuddise sırruhu...' ibaresidir. 1297 tarihli bu ibareden, Hacı Bektaş'ın bu tarihte artık ölmüş olduğu anlaşılmaktadır. Kuddıse sırruhu ibaresinin, o tarihlerde sağ insanlar için de kullanıldığı görüşü, belli bir kanıta dayanmamaktadır... (Bu bilgi için bak: John Kingsley Birge, Bektaşilik Tarihi, s. 45. Birge'nin naklettiği bir başka bilgi de 1295 tarihli bir vakfiyede yer alıyor. Orada da Hacı Bektaş Veli'den merhum diye söz edilmektedir.).
Karacahöyük'e yerleşti
Gerek Aşıkpaşazade'nin tarihinde, gerekse 14. Yüzyılın ortalarında yazılan 'Menakıbül Kudsiyye'de; Hacı Bektaş'ın Baba İlyas-ı Horasani'nin yolunda, onun ardası olduğu vurgulanır. 1240 yılında öldürülen Baba İlyas'ın ardası olacak birisinin o dönemlerde 25-30 yaşlarında olması gerekir.
Hacı Bektaş Veli hakkında, onun yaşadığı dönemi çok iyi bilen Elvan Çelebi tarafından yazılmış bulunan Menakıbül Kudsiye'de geçen beyitlerden anlaşılıyor ki Hacı Bektaş Veli ve yanındaki yoldaşları 1240 yılında çıkan Baba İlyas isyanına katılmamışlardır.
Bu kayıtlardan şunu da anlıyoruz ki Osmanlı Devleti'ni kuran Osman Gazi'nin kayınpederi Şeyh Edebali de Baba İlyas'ın öğrencilerindendir ve Hacı Bektaş Veli ile akran bilgelerden birisidir. Bu bilgiler gösteriyor ki Hacı Bektaş veli isyan edenlere katılmamıştır. Fakat o, isyana katılmış güçlerden bir bölümünü alıp devletin ulaşıp katledemeyeceği bir noktaya taşımış ve oraya yerleştirmiştir. İşte o nokta da Karacahöyük olmuştur.
 Ziyaret kılavuzu
Hacı Bektaş Veli'yi ziyaret edenlerin, külliye içersinde bulunan kutsal yerleri ve makamları iyi tanıması gerekir. Bu noktaların en önemlileri şunlardır:
Hacı Bektaş Veli Külliyesi (Dergah)
Hacıbektaş ilçesinin orta yerinde, büyük bir bahçenin çevirdiği, batıdan doğuya doğru uzanan, üç avlu içerisindeki türbeler ve diğer hizmet yapıları, Hacı Bektaş Veli Külliyesi'ni oluşturmaktadır. İlk yapı olan 'Çile Damı' Hacı Bektaş Veli'nin sağlığında inşa edilmiş, çeşitli zamanlarda yapılan eklentiler ve yenilemelerle Külliye bugünkü şeklini almıştır. Hacı Bektaş Veli'nin türbesi, Orhan Gazi zamanında, 1338 yıllarında, nisbeten basit bir yapı olarak Çile Damı'na eklenmiştir. Türbe bugünkü şekliyle, sekizgen bir zemin üzerinde, Murat (Hüdavendigar) hayatta bulunduğu sırada, Hacı-Bektaş Veli'nin oğlu Seyyid Ali Sultan tarafından, 1385 yılında yeniden yaptırılmıştır. 1485-86 yıllarında 2. Beyazıt tarafından türbenin çevresi tanzim edilmiş ve kubbesi kurşunla kaplanmıştır. Osmanlı Sultanı 2. Mahmut 1827 yılında, türbeler dışında kalan tüm külliye binalarını yıktırmış, Dergah Avlusu'nun doğu köşesindeki camiyi yaptırmıştır. Külliye, 1869-70 yıllarında Osmanlı hükümdarı Abdülaziz'in gönderdiği mimarlar tarafından, Hacı Bektaş Veli Dergahı postnişini Ali Celalettin Çelebi'nin nezaretinde yeni baştan yapılmış ve türbeler onarılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü 1958-59 yıllarında tamire muhtaç yerleri onartmış ve 16 Ağustos 1964 yılında Külliye, müze olarak açılmıştır.
1. Avlu: Nadar Avlusu
Külliye'nin birinci avlusuna, son restorasyondan sonra yeniden yapılmış cümle kapısından girilir. Eskiden bu kapıya 'Taç Kapı'da deniliyordu. Tamirden önce kapının dış yüzüne 'Burası aşıkların kabesidir. Eksik gelen tamam olur' anlamında kitabe vardı. Birinci avlu, eskiden beri 'altın avlu' anlamına gelen 'Nadar Avlusu' adı ile anılmıştır. Avlu'nun girişe göre sağ tarafında, Fatma Fikriye Hanım tarafından yaptırılan, motiflerle süslü Üçler Çeşmesi yer alır.
Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
302  Ders Notları - Ödevler / Tarih / Eskimolar : 22 Ekim 2007, 21:40:41
Eskimolar

Dünyanın en soğuk, en tenha yerlerinden birisi Grönland, Labrador, Hudson Körfezi

ve Bering Boğazı’nı da içine alan Kuzey Amerika bölgeleridir. Bu ıssız ve soğuk yerlerin

ilginç sakinleri vardır. Onlar Eskimolardır.

E
Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
303  Ders Notları - Ödevler / Tarih / Bursa Emir Sultan Camii : 22 Ekim 2007, 21:39:18
Bursa Emir Sultan Camii

Bursa'da Emir Sultan Camii, Emir Sultan (1366-1429) adına zevcesi, Yıldırım Beyazid'in kızı Hundi Fatma tarafından muhtemelen Çelebi Sultan Mehmed'in hükümdarlığı sırasında inşa ettirilmiştir. Bina 1795 yılında tamamıyla yıkılmış, H. 1219 (1804)'da III. Selim camiyi aynı plan üzerine yeniden kurmuştur. 1855 depreminde hasar gören cami XIX. yüzyıl zarfında tamir edilerek harap olmaktan kurtarılmıştır.
Emir Sultan Camii'nin kitlesi: dikdörtgen biçiminde, ahşap kolonlar üzerinde sivri ve yatay kemerli revaklarla çevrili bir şadırvan avlusu; avlunun kıble yönünde tek kubbeli dörtköşe bir harem; aksi tarafta yanlarında iki oda bulunan sekiz köşeli bir türbe; ve iki minareden teşekkül eder.
Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
304  Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Güneş Sistemi ve Uydumuz Ay : 22 Ekim 2007, 21:38:09
GÜNEŞ SİSTEMİ

Dünyaya en yakın yıldızdır ve 8 ışık dakikası (149.6 milyon km) uzaklıktadır. Bu aynı zamanda güneşe baktığımızda onun 8 dakika önceki halini görüyoruz demektir.700.000 km yarıçapı ve 15 milyon K çekirdek sıcaklığı göz önüne alındığında H-R diyagramına göre G2 türünden cüce yıldızlar sınıfına girer. Güneş sisteminin Samanyolu’nda Oort Bulutu’ndan oluştuğu sanılmaktadır. ( C ile K dönüşümü +/- 273 ile yapılır)Güneş manyetik bir alana sahip olan, dönen ve çekirdeğinde enerji üreten bir gökcismidir.
Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
305  Sohbet - Yaşam / Romantizm / Bir Aşk Öyküsü : 22 Ekim 2007, 21:32:16
BİR AŞK ÖYKÜSÜ

Kadin çok sevmektedir erkegi... Ayni yastiga bas koymaya basladiklari günlerin devaminda,giderek degisir erkek... Evine geç gelmeye ve sürekli içki içmeye baslar... Yigit mizaçli ve yapili,sevgi dolu biriyken,giderek zayiflamaya erimeye baslar... Kadin sevmektedir erkegi,tükenmeyen ve eksilmeyen bir askla... Defalarca konusmus ama sözünü dinletememis, içmekten vazgeçirememistir sevdigi erkegi... Oysa erkek,içkinin dozunu giderek çogaltmakta ve hizla erimeye devam etmektedir...
Bir gece yarisina dogru,erkek yine çok içkili ve harap bir halde gelir evine... Kadin onun oturmasina yardim eder ve sonra mutfaga gider... Döndügünde elinde raki sisesi ve bir kadeh vardir... Onlari erkegin yanindaki sehpaya koyar... Erkek ise zihninin bütün bulanikligina ragmen saskindir... Içmemesi için gece gündüz yalvaran,gözyasi döken kadin,elleriyle raki sisesini ve kadehi getirip koymustur önüne...
Kadin tekrar mutfaga gider...Geri döndügünde,bu kez elinde bir biçak vardir... Kadin biçagi sehpanin üzerine birakir ve raki sisesine uzanip,kadehe raki doldurur... Hala saskin gözlerle kendisini izleyen erkege,ask ve hüzünle bakar ve kadehi ona uzatir... Erkek uzanir alir kadehi ve birkaç yudumda tüketir içindekini... Kadin bir kadeh daha doldurur... Erkek artik ne olup bittiginin hesabini yapamaz bir halde kadehe uzatir elini,ama kadin bu kez erkege vermez ve sehpanin üzerine birakir...
Az önce mutfaktan getirip sehpanin üzerine biraktigi biçagi eline alir ve erkek daha ne olup bittigini anlamadan,elini sehpanin üzerine koyar ve biçagi hizla indirir... Kadin parmaklarindan birini kesmistir...Büyük bir sogukkanlilikla parmagini alir ve raki kadehinin içine atar... Gri beyazdan pembeye dönüsen raki kadehinin içindeki kadinin zarif parmagi,hizla kavrulmaya baslar... Giderek büzülür ve kahverengi,taninmaz bir et parçasina dönüsür... Erkek hala saskindir ama daha yerinden bile kipirdayamadan olan biten, onu kendisine getirmistir... Yerinden kalkar ve kadina sarilir...
Kadin,bedeninden can kopartarak,sevdigi erkege anlatmistir,askini ve onun tükenisine itirazini... Bir kadinin tek parmagi yetmistir,aski tekrar kazanmaya...
306  Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Avusturya' nın Coğrafi Özellikleri : 22 Ekim 2007, 21:30:54
AVUSTURYA
COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ


Avusturya Batı'da Bodensee Gölü'nden doğuda Neusidler Gölü'ne kadar uzanır. En doğu noktasından en batı noktasının uzaklığı 570 kilometre, en kuzey noktasından en güney noktasının uzaklığı yaklaşık 300 kilometredir.
Doğu Alpler üzerinde kurulmuş bulunduğundan ülkenin aşağı yukarı dörtte üçü dağlık arazidir. Kuzeyde ülkeyi batıdan doğuya kateden Tuna Nehri'nin ülkedeki uzunluğu 350 kilometredir. Bu kısımlar en alçak yerlerdir. Alpler Avusturya'da ülkeyi batıdan doğuya doğru üç sıra halinde kaplamışlardır.
Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
307  Ders Notları - Ödevler / Atatürk / Atatürk' ün Bilim ve Eğitime verdiği Önem : 22 Ekim 2007, 21:27:00
ATATÜRK’ÜN BİLİME VE TÜRKÇEYE VERDİĞİ ÖNEM

Bilim, sadece yeni keşifler ve icatlar için değil, yaşamın tümü için gereklidir. Ancak ne yazık ki bu düşünce ve kavrayış, toplumsal tarihimizin çok kısa bir evresi dışında egemen ve etkili olamamıştır. Oysa bilim, doğrudan görünür ya da görünmez biçimde, aydınlanmanın ve ilerlemenin temel hareket ettirici gücüdür. Bilimi, toplumsal tarihin sessiz motoru olarak nitelendirebiliriz.
Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’in ilanından önce bilimin önemini ve gerekliliğini vurgulamaya başlamıştı. Atatürk, Cumhuriyet’in yönünü ve geleceğini belirleme de, bilimi temel kılavuz olarak almıştır. Buna örnek olarak bazı söylemlerini gösterebiliriz;
Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
308  Ders Notları - Ödevler / Atatürk / Atattürk' ün Eğitime Verdiği Önem : 22 Ekim 2007, 21:19:01
ATATÜRK'ÜN EĞİTİME VERDİĞİ ÖNEM

   Atatürk, büyük bir asker, büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar, eğitim alanında da milletimizin çağ değiştirmesini, atılım yapmasını sağlayan büyük bir önderdir. Atatürk'ün Millî Eğitim konusuna gösterdiği ilgi ve bu konuda ileri sürdüğü görüşler incelendiği zaman, bu konuya adeta bir eğitim düşünürü gibi eğildiği, konunun bütün yönleriyle çok yakından ilgilendiği, çevresine Millî Eğitimin önemini anlatmak içni her fırsatı değerlendirdiği, Millî Eğitimde göz önünde tutulması gerekli amaç ve ilkeleri açıklığa kavuşturduğu görülür. Atatürk eğitim alanındaki yenileşmenin önderidir.
Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
309  Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Peygamberlik ve Peygamberler Tarihi : 22 Ekim 2007, 21:17:35
PEYGAMBER, PEYGAMBERLİK

Haber getiren kişi. Allahu Teâlâ'nın kullarına emir ve yasaklarını bildirmek ve onlara hakkı, doğruyu ve yanlışı açıklamak üzere seçip görevlendirdiği ilahî elçi. Kur'an-ı Kerim' de; "nebi" veya "enbiya", bazen da "resul" veya "rusul" diye geçer.

Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
310  Ders Notları - Ödevler / Tarih / Çanakkale Savaşı : 22 Ekim 2007, 21:05:04
Çanakkale Savaşları, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara savaşlarıdır. Bu savaş sonunda Çanakklae' de birçok destanlar oluşmuş, itilaf devletleri yenilerek geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Savaş öncesi

Osmanlı İmparatorluğu 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile, İttifak Devletleri safında yer almak üzere bir antlaşma imzalamıştı. Ancak bu antlaşma, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş hazırlıkları henüz başlamadığı için gizli tutulmuştu. Osmanlı
Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür.
Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir.
Sayfa: 1 ... 5 6 [7]
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48
||| Sitemap 2|| Arsiv|| XML|| Wap|| Wap2|| Wap Forum|| Rss||| Tema Yapımcısı panic
eXTReMe Tracker