Mesajları Göster
|
|
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 7
|
|
101
|
Ders Notları - Ödevler / Tarih / Balkanlar Tarihi
|
: 15 Kasım 2007, 17:57:38
|
Balkanlar TarihiBalkanlar; çok yakın bir tarihe kadar Avrupa'nın barut fıçısı, günümüzde ise yapboz oyuncak olan küçük devletlerden kurulu bir coğrafya. Bu geniş coğrafyada yaşayan değişik toplumlar uzun bir ortak macera yaşadıktan sonra Avrupa'da özel bir kültürü oluşturmuştur. Bu özgün kültürü anlamak için tarihe bakmak gerekir. M.Ö.2000 sonlarında Balkan Yarımadası'nın güneyinden gelen Hint-Avrupa sınıfına dahil "Achenler" Miken uygarlığını oluşturdular. Trakya'da ise Yunanlı ya da Doryen olduğu anlaşılmayan Makedonya Krallığı M.Ö. 7 yy.da kurulmuştu. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
102
|
Ders Notları - Ödevler / Tarih / Eski Mısır Kadını
|
: 15 Kasım 2007, 17:56:16
|
Eski Mısır KadınıEfsane bu ya! Günümüzden binlerce yil önce Misir'da, Nil deltasinda, Osiris adinda iyimi iyi, dürüst mü dürüst, iri-yari bir kral yasarmis. Halkinin iyiligi için çalisir, hakliyla haksizligi ayir eder, hiç kimseye kötülük gelmesini istemezmis. Herkes çok severmis Osiris'i... Onu sevmeyen tek kisi, Yukari Misir'a hükmeden kardesi Seth'mis. Seth, Osiris'i kiskanir, O'nu ortadan kaldirmak için firsat kollarmis. Ir gün Osiris'in topraklarina hükmetmek en büyük emeliymis. Seth bir gün kardesi Osiris'i muhtesem bir ziyafete seref misafiri olarak davet etmis. Salonun etrafi, çepeçevre davetlilerle doluymus. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
103
|
Ders Notları - Ödevler / Tarih / İskenderiye Feneri
|
: 15 Kasım 2007, 17:53:58
|
İSKENDERİYE FENERİFenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eşittir. Ortadan geçen şafta yakılan ateşin yakıtı konuluyordu. En tepede tunçtan yapılmış gizemli ayna duruyordu. İlk yapımında fenerin damında veya tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı. "Denizin tanrıları adına..." (Cnidianlı Sostratus) Şimdi mimari bir harikadan söz edeceğiz; İskenderiye Feneri, her fener gibi denizcilerin limana güvenle dönmeleri için yapılmıştı. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
104
|
Ders Notları - Ödevler / Tarih / Rönesans Dönemi Resim Sanatı
|
: 15 Kasım 2007, 17:50:16
|
Rönesans Dönemi Resim SanatıMasaccio, Botticelli, Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Tiziano, Dürer, Bosch ve Bruegel gibi çok sayıda büyük ressamı; İtalya yarımadasından Avrupa'nın içlerine ve nihayet kuzey denizi kıyılarındaki Flaman topraklarına kadar uzanan geniş bir coğrafyayı; Venüs'ün Doğuşu'ndan Mona Lisa'ya pek çok önemli başyapıtı içine alan ‘Rönesans resmi mucizesi' nasıl gerçekleşmiştir? Bu sorunun cevabını, sayfalar dolusu bilgi ve yorumu içeren bir metinden daha iyi verebilecek tek şey yine bir resim olabilir. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
105
|
Ders Notları - Ödevler / Tarih / İkinci Murat
|
: 15 Kasım 2007, 17:47:50
|
İKİNCİ MURADBabası: Sultan I. Mehmed Han Annesi: Emine Hatun Doğduğu Tarih: 1402 Devlet Reisi Olduğu Tarih: Birinci defa (1421-1443), İkinci defa 1443, Son defa (1444-1451) Öldüğü Tarih: 3 Şubat 1451 Sultan II. Murad, 1421-1451 yılları arasında Osmanlı Devleti'ni idare etti. Anadolu'da Timur ile yapılan savaşlar sırasında ülke topraklarından çıkmış olan Balkanlar bölgesindeki önemli bölgeleri tekrar ülkesine kazandırdı. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
106
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Türkiye' de Tarımsal Coğrafya
|
: 13 Kasım 2007, 14:21:01
|
TÜRKİYE TARIM COĞRAFYASI Ülkemiz, son yıllarda, ekonomik olarak büyük atılımlar gerçekleştirerek, gelişmekte olan ve hızla kalkınan ülkeler arasına girmiştir. Türkiye, Dünya’da kendi kendini besleyebilen sayılı ülkelerdendir. Türkiye’nin kuzey yarım kürede orta kuşakta bulunması, üç tarafının denizlerle çevrili olması çok çeşitli tarım ürünlerinin yetişmesine olanak sağlar. Ayrıca bulunduğu konumdan dolayı Avrupa’ya, Orta Doğu ve orta Asya’ya yakın olması, ulaşım ve pazar yönünden ülkemize büyük avantajlar sağlamaktadır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
107
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Türkiye' nin Coğrafi Bölgeleri
|
: 13 Kasım 2007, 14:19:44
|
TÜRKİYENİN COĞRAFİ BÖLGELERİKARADENİZ BÖLGESİ 1. Konumu ve Sınırları Bölge, Türkiye’nin kuzeyindedir. İsmini kuzeyindeki Karadeniz’den alır. Bölge, doğuda Gürcistan sınırından başlayarak, batıda Sakarya Ovası ile Bilecik’in doğusunda kadar uzanır. Türkiye yüzölçümünün % 18′ine sahip olan bölge, bu oranla yüzölçüm bakımından üçüncüdür. Doğu - batı istikametinde en uzun olan bölgemizdir. Bölge, batıdan doğuya doğru yaklaşık 1400 km lik uzunluğa, kuzey - güney istikametinde ise 100 - 200 km arasında değişen genişliğe sahiptir. Bölge, Doğu Karadeniz, Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz olmak üzere üç coğrafi bölümden meydana gelir. 2. Yeryüzü Şekilleri Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
108
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Türkiye’de Nüfus ve Yerleşme
|
: 13 Kasım 2007, 14:18:28
|
Türkiye’de Nüfus ve Yerleşme Türkiye’de Nüfus Ülkemizdeki nüfusun sayısı ve nüfusla ilgili veriler yapılan nüfus sayımları ile elde edilir. Bu sayımlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okur yazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, köy ve kent nüfus sayıları belirlenir.Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayımı 1927’de, ikinci nüfus sayımı ise 1935’te yapılmıştır. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yıllarda nüfus sayımı yinelenmiştir. En son nüfus sayımı 1990’da yapılmış ve daha sonraki sayımların 10 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
lür.
|
|
|
|
|
109
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Türkiye' de Beşeri Coğrafya
|
: 13 Kasım 2007, 14:17:38
|
Türkiye' de Beşeri CoğrafyaNüfus, belirli bir yerde yaşayan insan sayısını ifade eder. NÜFUS ARTIŞI Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır. Nüfus artış hızı ile kalkınma hızı arasında bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre; Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
110
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Bulutlar
|
: 13 Kasım 2007, 14:16:30
|
BulutlarBulutlar Serbest atmosferde, buz kristalleri, ve su damlacıkları gibi gözle görülür parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharının yoğunlaşması sonucunda oluşur. Sisin buharlaşması şeklinde oluşumu da söz konusudur. Yoğunlaşma çekirdekleri adı verilen toz ve duman parçacıkları sayesinde su buharı yoğunlaşabilir. Bulutun oluşumunda her şeyden önce, ister konvektif faaliyetle olsun, isterse bir dağ yamacının zorlamasıyla olsun veya isterse yerin ısınmasıyla yere yakın yerlerdeki hava parselinin ısınarak yükselmesi sonucunda olsun yükselme, soğuma ve yoğunlaşma gerekli olan üç temel özelliktir. Bulutlar yüksekliklerine göre üçe ayrılırlar: 1. Yüksek Bulutlar o Cirrus o Cirrocumulus o Cirrostratus Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
111
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Dünya' da Görülen İklim Tipleri
|
: 13 Kasım 2007, 14:14:49
|
|
Dünya’da Görülen İklim Tipleri
Bir yerde benzer sıcaklık, basınç, rüzgar, nemlilik ve yağış özelliklerinin uzun süre etkili olmasıyla iklim tipleri belirmektedir. İklimi oluşturan bu öğelerden birinin ya da ikisinin farklı olması, değişik iklim tiplerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Dünya’da görülen iklimler, sıcak kuşak iklimleri, ılıman kuşak iklimleri ve soğuk kuşak iklimleri olarak üöç ana bölümde toplanır.
Sıcak Kuşak İklimleri Sıcak Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin üstündedir. Sıcaklık farkları Ekvator’dan uzaklaşdıkça artar. Soğuk mevsim yoktur. Yağış özellikleri farklılık gösterir.
Ekvatoral İklim Ekvatoral İklimin Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamasının 20°C’nin üstünde olduğu ekvatoral iklimde yıl boyunca yaz koşulları yaşanır.
Güneş ışınları, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla geldiğinden yıllık sıcaklık farkı azdır.
Yıl boyunca yükseltici hava hareketlerine bağlı olarak konveksiyonel yağış görülür.
Yıllık yağış miktarı 2000 mm’nin üzerindedir. Her mevsimin yağışlı olduğu ekvatoral bölge akarsularının rejimleri düzenlidir ve yıl boyunca bol su taşır. Güneş ışınlarının dik geldiği Mart ve Eylül aylarında yağışlar artar. Bu nedenle ekinokslarda (21 Mart – 23 Eylül) akarsularda kabarma olur.
Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.
UYARI : Ekvatoral iklimde yıllık sıcaklık farklarının az olması güneş ışınlarının yere değme açılarının az değişmesiyle, günlük sıcaklık farklarının az olması ise nem oranının yüksek olmasıyla ilgilidir.
Ekvatoral İklimin Doğal Bitki Örtüsü
Yıl boyunca sıcaklık ve nem koşulları elverişli olduğundan sürekli yeşil kalabilen yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan gür ormanlardır. Yağmur ormanları adı verilen bu ormanlardaki ağaçların boyu yağış miktarının fazla olması nedeniyle 40-60 m lere kadar çıkabilir. Ormanaltı floarası da çok zengindir.
Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.
Ekvatoral İklimin Görüldüğü Yerler
10° Kuzey ve Güney enlemleri arasında,
Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda,
Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında,
Asya’da Endonezya Adaları’nda görülür.
Yazları Yağışlı Tropikal İklim (Savan)
Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C’nin üstündedir.
Yazlar sıcak ve yağışlı, kışlar sıcak ve kurak geçer
Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği yaz aylarında konveksiyonel yağışlar görülür.
Kış aylarında subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir.
Yıllık yağış miktarı 1000 mm civarındadır.
UYARI : Savan ikliminde günlük sıcaklık farkları, nemlilik nedeniyle yazın az, kışın fazladır.
Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Doğal Bitki Örtüsü
Yaz yağışlarıyla yeşeren, uzun boylu, gür ot topluluklarıdır. Bunlara savan adı verilir. Savanlar arasında yer yer kurakçıl ağaçlar görülür. Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür.
Galeri Ormanları : Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.
Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Görüldüğü Yerler
10° enlemleri ile dönenceler arasında,
Orta Amerika’da,
Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında,
Güney Afrika’da,
Güney Amerika’da,
Kuzey Avustralya’da,
Madagaskar’ın batısında görülür.
Muson İklimi Muson İkliminin Özellikleri
Kış sıcaklığı 10°C - 20°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C nin üstündedir.
Muson rüzgarlarının etkisiyle yazlar sıcak ve bol yağışlı geçer. Kışlar ise ılık ve kuraktır.
Çoğunlukla 2000 – 5000 mm arasında değişen yıllık yağış miktarı bazı yerlerde 10000 mm’yi geçmektedir. Örneğin Hindistan’ın Çerapunçi kasabasında yıllık yağış miktarı 12000 mm’yi bulmaktadır.
Yaz aylarında orografik yağışlar görülür.
Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.
Muson İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.
Muson İkliminin Görüldüğü Yerler
Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında,
Madagaskar’ın doğusunda,
Avustralya’nın kuzeydoğusunda,
Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.
Çöl İklimi Çöl İkliminin Özellikleri
Günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının azla olması karakteristik özelliğidir.
Yağışlar yok denecek kadar azdır.
Sıcaklık farklarının fazla olması, kayaların fiziksel olarak parçalanıp ufalanmasına neden olur.
Kimyasal çözülme yetersiz olduğundan toprak oluşumu zordur.
Çöl İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl otlar ve çalılardan oluşur. Kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır. Ayrıca yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.
Vaha : Çöllerde suyun bulunduğu, bitkilerin yetişebildiği, insanların yerleşip barındığı yerdir. Vahalar akarsu boylarında, kuyuların açıldığı yerlerde, büyük su kaynakları yanında gelişmiştir.
Çöl İkliminin Görüldüğü Yerler
Asya Kıtası’nda; Arabistan, Gobi, Taklamakan Çöllerinde,
Kuzey Amerika’da; Kaliforniya, Nevada, Kolorado, Meksika Çöllerinde,
Afrika’da; Büyük sahra, Kalahari, Namibya Çölleri’nde,
Avustralya’da; Büyük Kum Çölü’nde,
Güney Amerika’da; Atakama Çölü’nde görülür.
UYARI : Çöllerin en büyük bölümü Kuzey yarım Küre’dedir. Bu durum, karaların Kuzey Yarım Küre’de Güney Yarım Küre’den daha fazla olmasının sonucudur.
Ilıman Kuşak İklimleri Ilıman Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin altındadır.
Sıcaklık farkları belirgindir.
4 mevsim yaşanır.
Akdeniz İklimi Akdeniz İkliminin Özellikleri
Yazları sıcak ve kurak geçer.
Yıllık ortalama sıcaklık 18°C - 20°C arasında değişir.
Yazın genişleyen subtropikal antisiklon (DYB), Akdeniz iklim bölgesinde yaz kuraklığını belirginleştirir.
Kışlar ılık ve yağışlıdır. Çünkü kış aylarında gezici alçak basınçlar cephesel yağışlara neden olur.
Yıllık ortalama yağış miktarı 600-1000 mm arasında değişir ve yağış rejimi düzensizdir.
Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.
Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Kısa, bodur ağaç ve çalılardır. Bu bitki örtüsüne maki adı verilir. Yaz kuraklığına uyum sağladığından yaprakları genellikle sert, tüylü, ince ve uzundur.
Zeytin, defne, keçiboynuzu, mersin, lavanta, kekik ve zakkum maki bitki topluluğu içinde yer alır.
Akdeniz İkliminin Görüldüğü Yerler
Akdeniz çevresindeki ülkelerde,
Güney Portekiz kıyılarında,
Afrika’da Kap Bölgesi’nde,
Güneybatı Avustralya kıyılarında,
Orta Şili’de,
Kuzey Amerika’da Kaliforniya yöresinde,
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Güney kıyılarında görülür.
UYARI : Akdeniz iklimi genellikle 30°-40° enlemleri arasında görülür.
Ilıman Kuşak Okyanus İklimi Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Özellikleri
Orta Kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim tipidir.
Yıllık ortalama sıcaklık 20°C’nin altındadır.
Sıcaklık farkları belirgin değildir.
Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Her mevsim yağışlıdır. Sonbahar ve kış yağışları daha belirgindir.
Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
Kış aylarında cephesel, yaz aylarında hem cephesel hem de yükselim yağışları görülür.
UYARI : Okyanus ikliminin belirmesinde temel etken batı rüzgarları ve sıcak su akıntılarıdır.
Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karma ormanlardır.
Yer yer çayırlar görülür.
Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Görüldüğü Yerler
Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında,
Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında,
Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,
Yeni Zellanda’da,
Afrika’nın güneyinde,
Avustralya’nın doğusunda,
Tasmanya’da görülür.
Ilıman Kuşak Karasal İklim Ilıman Kuşak Karasal İklimin Özellikleri
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları belirgindir.
En yağışlı mevsim ilkbahardır.
Don olayı sık görülür.
Sıcak çöllerin kenarlarında görülen karasal iklimde yaz mevsimi kısa sürer.
UYARI : Ilıman karasal iklimde kış aylarındaki yağış azlığı, termik yüksek basıncın etkili olmasına bağlıdır. Yazın görülen yağışlar ise konveksiyoneldir.
Ilıman Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü
İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir. Steplere Kuzey Amerika’da preri, Güney Amerika’da pampa adı verilir. Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlar görülür.
Ilıman Kuşak Karasal İkliminin Görüldüğü Yerler
Kuzey ve Güney Amerika’nın iç kısımlarında,
Anadolu’nun iç kısımlarında,
Irak’ta,
İran’da,
Türkistan’da,
Afrika’nın iç kısımlarında,
Avustralya’nın iç kısımlarında görülür.
Soğuk Kuşak İklimleri
60° - 90° enlemleri arasında görülür.
Sıcaklık yıl boyunca düşüktür.
İklimin elverişsiz olması tarımı sınırlandırmaktadır.
Soğuk Kuşak Karasal İklim Soğuk Kuşak Karasal İklimin Özellikleri
Bu iklim iki alt bölüme ayrılır.
Yazı ve Kışı Soğuk Karasal İklim
Yıllık sıcaklık farkları belirgindir.
Yazlar soğuk, yer yer serin ve kısa, kışlar ise çok soğuk, uzun ve karlı geçer. Kar uzun süre toprakta kalır.
En yağışlı mevsim yazdır ve konveksiyonel yağış görülür.
Sıcaklık ortalamalarının Ekvator’a doğru gidildikçe artmasına bağlı olarak bu iklim tipi değişir ve yazları sıcak karasal iklime geçilir.
Yazları Sıcak Karasal İklim
Kış sıcakları -10°C’nin altına inmez.
Yaz sıcaklıkları 20°C nin üstüne çıkar.
Yağış miktarı fazladır. İlkbahar ve yaz yağışları daha belirgindir.
Soğuk Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü
İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Bu bitki örtüsüne tayga adı verilir.
Yer yer çayırlar görülür.
Soğuk Kuşak Karasal İklimin Görüldüğü Yerler
Soğuk kuşağın yazları sıcak karasal iklimi,
ABD’nin kuzeydoğusunda,
Kanada’da,
Kuzey Çin’de,
Mançurya’da,
Rusya’da,
Orta Sibirya’da görülür.
Soğuk kuşağın yazları da soğuk karasal iklimi,
Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde, tundra ikliminin altında bir kuşak halinde görülür.
Tundra İklimi Tundra İkliminin Özellikleri
Yazlar çok kısa ve serin geçer. Yaz sıcaklığı 10°C’nin üstüne çıkmaz. Yıllık yağış miktarı 250 mm civarındadır. Kışlar çok soğuk ve uzun geçer. Toprak kış aylarında donmuş haldedir. Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve bataklıklar oluşur.
Tundra İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır.
Bu bitki örtüsüne tundra adı verilir.
Tundra İkliminin Görüldüğü Yerler
60°-70° enlemleri arasında,
Asya’da,
Avrupa’da,
Kanada’nın kuzey kısımlarında,
Güney Amerika’nın güney kısımlarında görülür.
Kutup İklimi Kutup İkliminin Özellikleri
Sıcaklık yıl boyunca 0°C’nin altındadır.
Sıcaklığın düşük olması buharlaşmayı engellediği için yağış az ve kar biçimindedir.
Sürekli donmuş halde olan toprak kar ve buz ile kaplıdır.
Kutup İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Toprak , sürekli kar ve buz örtüsü ile kaplı olduğu için bitki örtüsünden söz edilemez.
Kutup İkliminin Görüldüğü Yerler
Kutuplar çevresinde,
Grönland’da,
Antartika’da görülür.
kaynak: Cografyaciyiz.com
|
|
|
|
|
112
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Güneş Sistemi ve Dünya'nın Hareketleri
|
: 13 Kasım 2007, 14:12:55
|
GÜNEŞ SİSTEMİ Dünyamız Samanyolu Galaksisi'ndeki yıldız sistemlerinden güneş sisteminde yer alır. Güneş sisteminde bugün ismini bildiğimiz 10 gezegen vardır. Bunlar; Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton ve Sedna'dır Bütün gezegenler elips şeklinde bir yörüngede hareket ederler. Hızları ve yörünge uzunlukları farklıdır. Güneşe yakın olan gezegenler daha hızlı, uzak olan gezegenler ise daha yavaş hareket ederler. YERİN ŞEKLİ VE BOYUTLARI Dünyamızın Ekvatorda şişkin, Kutuplarda basık olan kendine has şekline GEOİD denir. GEOİD ŞEKLİN ŞONUÇLARI Ekvator çevresi: 40.076 km Kutuplar çevresi: 40.009 km Ekvator yarıçapı: Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
113
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Coğrafya da İlkler
|
: 13 Kasım 2007, 14:12:04
|
Ç.kale ve İstanbul boğazları dördüncü zamanda oluşmuştur. Lüle taşının çıkarıldığı tek ilimiz Eskişehir'dir. Türkiye'de en fazla elma İç Anadolu'da üretilir. Türkiye'nin en az ormana sahip bölgesi G.D. Anadolu Bölgesi'dir. İç Anadolu Bölgesi'nin en yüksek yeri Erciyes Dağı'dır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
114
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Mini Coğrafya Sözlüğü
|
: 13 Kasım 2007, 14:11:21
|
Açık Havza : Sularını denize ulaştırabilen havzalara açık havza denir Açısal Hız : Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır. Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar. Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır. Ağıl : Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır. Akarsu Akımı (Debisi) : Akarsuyun herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen su miktarına (m3) akım veya debi denir Akarsu Rejimi : Akarsuyun akımının yıl içerisinde gösterdiği değişmelere rejim ya da akım düzeni denir. Alizeler : Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
115
|
Ders Notları - Ödevler / Coğrafya / Coğrafya Nedir?
|
: 13 Kasım 2007, 14:10:15
|
Coğrafya Nedir?Coğrafya, insanlar ve yer (mekân) ile bunlar arasındaki ilişkiyi inceleyen bilimdir. Yani yer ve insanlar arasındaki ilişkiler coğrafyanın konusunu oluşturur. Coğrafya sadece yerlerin isimlerini ezberleme ve bunların dünya üzerinde nerede olduklarını gösterme değildir. Coğrafya, öğrencilerin çevrelerinde olanları anlamalarına ve insanın çevre ile etkileşimi hakkında bir anlayış geliştirmelerine yardımcı olur. Yerlerin isimlerini, lokasyonlarını ve özelliklerini bilmek, coğrafyanın temelini oluşturan unsurlardır. Bu da çok büyük ve oldukça büyüleyici öğrenme alanının bir parçasıdır. Coğrafya Nedir? Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
116
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Bayram ve Bayram Namazları
|
: 08 Kasım 2007, 00:40:59
|
Bayram ve Bayram Namazları Bayram, bir neş'e ve sevinç günü demektir. Arabçası "Îyd"dir. Çoğulu "A'yad" gelir. Bayram tebriklerine "Ta'yîd", bayramlaşmaya da "Muayede" denir. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
117
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Cuma namazına müteallik bazı mes'eleler
|
: 08 Kasım 2007, 00:38:39
|
Cuma namazına müteallik bazı mes'elelerBirçok köylerde Cuma namazı kılınmasına öteden beri izin verilmiş olduğundan beldelerde olduğu gibi köylerde de Cuma namazı kılına gelmiştir. "Mescitlere ait hükümler bahsine de müracaat!." Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
118
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Cumanın Edasının Şartları
|
: 08 Kasım 2007, 00:37:29
|
Cumanın Edasının Şartları Cumanın edası için şu altı şart vardır: 1) Cuma namazını bulunulan yerdeki idarecinin veya onun göstereceği kimsenin kıldırmasıdır. Şöyle ki: Cuma namazını en büyük idareci veya onun izni ile diğer bir şahıs kıldırmalıdır. İdareci veya onun görevlendirdiği bir şahıs bulunmayan bir yerde, müslüman cemaatın tayini ile içlerinden biri cuma namazını kıldırabilir. İslam hükümlerinin uygulanmadığı (daru'l-harb gibi) yerlerde cuma namazı böyle kılınır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
119
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Cumanın Vücubunun Şartları
|
: 08 Kasım 2007, 00:36:14
|
Cumanın Vücubunun Şartları Cumanın bir kimseye farz olabilmesi için, onda şu altı şartın bulunması şarttır: 1) Erkek olmak: Bunun için cuma namazı erkeklere farzdır, kadınlara farz değildir. 2) Hürriyet: Bu bakımdan cuma namazı kölelere farz değildir. Bir sözleşmeye bağlı olarak kısmen hür olan (mükateb gibi) kölelere farzdır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
120
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Cuma Namazı
|
: 08 Kasım 2007, 00:35:35
|
Cuma Namazı Cuma, müslümanlarca bir bayram günüdür. Bu mübarek günde müslümanlar mabedlerde toplanırlar. Okunacak hutbeleri dinleyerek faydalanırlar. Hep birlikte cuma namazını kılarlar. Sonra ya başka ibadetlerle uğraşır veya ziyaretlerde bulunur yahut günlük işleri ile uğraşmaya koyulurlar. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
121
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazların Cemaatle Kılınma Şekli
|
: 08 Kasım 2007, 00:34:53
|
Namazların Cemaatle Kılınma Şekli Yukarda verdiğimiz bilgi, tek başına namaz kılanlar hakkındadır. Cemaatle namaz kılanlar şu şekilde hareket ederler: 1) Cemaatten her biri imama uymayı niyet eder. Kılacak olduğu namaz hangi vaktin ise onu kasdederek: "Niyet ettim bugünkü falan vaktin farz namazını kılmaya, uydum şu imama" şeklinde niyet eder. Sonra imam ellerini kaldırır, aşikare "Allahu Ekber" diyerek namaza başlar. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
122
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Vitir Namazına Dair Bazı Meseleler
|
: 08 Kasım 2007, 00:34:06
|
Vitir Namazına Dair Bazı Meseleler Vitir namazının bazı özellikleri vardır ki, bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz: 1) Vitir namazı, yalnız Ramazan ayında cemaatla kılınır. İmam olan zat da üç rekatın hepsinde tekbirleri, tesmi'leri ve kıraatı aşikare yapar. Kunut duası imam ve cemaat tarafından gizlice okunur. Ramazan ayından başka günlerde ise, vitir namazını cemaatla kılmak mekruhtur. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
123
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazlar Nasıl Kılınır?
|
: 07 Kasım 2007, 23:57:23
|
Namazlar Nasıl Kılınır? Bilindiği gibi namazlar farz, vacib, sünnet ve müstahab kısımlarına ayrılmakta ve ikişer, üçer, dörder rekatlı bulunmaktadır. Bu namazlar daha önce yazdığımız üzere farzlarına, vaciblerine, sünnetlerine ve adabına riayet edilerek şöyle kılınır: Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
124
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Kadınların Aynı Hizada Durmaları
|
: 07 Kasım 2007, 23:38:57
|
[bKadınların Aynı Hizada Durmaları[/b] Cemaat değişik insanlardan ibaret olunca, imamın arkasında önce erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra kadınlar saf bağlarlar. Bu sırayı erkeklerle erkek çocukların gözetmesi sünnettir. Erkeklerle kadınların bu sırayı gözetmesi ise farzdır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
125
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / İmamlık ve Cemaat
|
: 07 Kasım 2007, 23:37:29
|
İmamlık ve Cemaat Aklı olan, bûluğ çağına eren, hür olan ve zorluk çekmeksizin topluca namaz kılmaya gücü yeten müslüman erkeklerin toplanıp cemaatle cuma namazını kılmaları farz, bayram namazlarını kılmaları vacibdir. Diğer farz namazları cemaatle kılmaları ise, müekked sünnettir. (Cuma namazından başka farz namazların cemaatle kılınması, Malikîlere ve bir kısım Şafiîlere göre de bir müekked sünnettir, İmam Ahmet ibni Hanbel ile Ebu Sevre ve Davudi Zahirî ile diğer bazı müctehidlere göre vacibdir. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
126
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Ezan ve İkamet
|
: 07 Kasım 2007, 23:35:00
|
Ezan ve İkamet Ezan, lûgatta bildirmek demektir. Şeriat deyiminde, farz namazlar için belli vakitlerde bilindiği şekilde okunan mübarek sözlerden ibarettir. Ezan okuyana "Müezzin" denir. Farz namazlar için ezan okumak, bu namazların kılınacağını ilan edip bildirmek, kitab ve sünnetle sabittir. Fakat müslümanlığın başlangıcında bildiğimiz şekilde ezan okunmazdı. Bir müddet, namaz vakti gelince: "Essalâte, Essalâte = Namaza, namaza" veya: "Essalâtü camiatün = Namaz toplayıcıdır," deniliyordu. Yani, namaz müslümanların güzel bir toplum halinde yaşamalarına vasıtadır. Birtakım güzellikleri ve şükür nevilerini kapsar diye çağırma yapılmıştı. Peygamber Efendimizin birinci hicret yılında, Medine-i münevvere'de Hazret-i Peygamberin Mescidi inşa edilip tamamlanmıştı. Ashab-ı kiram muntazam bir halde toplanarak cemaatla namaz kılmaya başlamışlardı. İşte bu sırada Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) namaz vakitlerinin insanlara duyurulması konusunda arkadaşları ile bu işi görüşmeye başladı. Sonunda ashabdan bazı zatların aynı şekilde görmüş oldukları sadık rüyaya ve o rüyayı doğrulayan bir vahye dayanarak bildiğimiz gibi ezan okunmaya başlanmıştır. Bu ezan erkekler için vacib kuvvetinde bir müekked sünnettir. Müslümanlığın en büyük alametlerinden biridir. Peygamberimizin Hicreti bahsine bakılsın!... Ezan aracılığı ile halka hem namaz vakitleri, hem de namazların kılınacağı bildirilmiş oluyor. Ayrıca namazın kurtuluşa ve mutluluğa sebeb olacağı da söylenmiş oluyor. Bununla beraber, bütün cihana karşı İslam dininin en kutsal esasları ilan edilmiş bulunuyor. Doğrusu yeryüzünde namaz vakitleri değişik saatlere rastlamaktadır. Bu bakımdan hiç bir saat yoktur ki, İslam mabedlerinin yüksek minarelerinden bütün insanlığa Yüce Allah'ın varlığı, birliği, büyüklüğü, Peygamberimizin Risaleti, namazın kurtuluşa ve mutluluğa sebeb olduğu, yüksek bir sesle ilan edilmiş olmasın. Ne şerefli bir hakka davet görevi!.. Ezan ve ikametle ilgili bazı hükümler vardır. Şöyle ki: 1) Ezan şu mübarek kelimelerden ibarettir. "Allahü Ekber, Allahü Ekber, Allahü Ekber, Allahü Ekber... Eşhedü en lâ ilâhe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Eşhedü enne Muhammeden resûlullah, Eşhedü enne Muhammeden resûlullah. Hayye ale's salâh, hayye ale's-salâh. Hayye alel-felâh, hayye alel-felâh. Allahü Ekber, Allahü Ekber. Lâ ilâhe illallah" ... Memleketimizde bir müddet ezan yerinde ezanın şu tercümesi okunmuştur: "Tanrı uludur, Tanrı Uludur, Tanrı Uludur, Tanrı Uludur Şübhesiz bilirim bildiririm Tanrıdan başka yoktur tapacak, Şübhesiz bilirim bildiririm Tanrıdan başka yoktur tapacak. Şübhesiz bilirim bildiririm Tanrının elçisidir Muhammed, Şübhesiz bilirim bildiririm Tanrının elçisidir Muhammed. Haydin namaza, haydin namaza. Haydin felâha, haydin felâha. Tanrı uludur, Tanrı uludur. Tanrıdan başka yoktur tapacak." Sabah ezanlarında: "Hayye alel-felâh"lardan sonra iki defa "Essalâtü hayrün mine'n-nevm= Namaz uykudan hayırlıdır, diye okunur. 2) Erkekler yalnız başına yahut cemaatle namaza durdukları zaman ikamet yapılır. Ezan sözleri aynen okunur. Yalnız "Hayye alel-felâh"lardan sonra yine iki kere: "Kad kametissalâh" denilir ki, namaz başladı demektir. Bir de ezanda, her cümle arasında bir bekleme (sekte) yapılır, ikinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir. Buna "Teressül, irtisal" denilir. İkamette ise duraklama yapılmaz. Sürekli okunur ki, buna "Hedir" denir. 3) Her farz namaz için bir ezan ve bir ikamet meşrudur; yalnız cuma namazında iki ezan vardır. Bunun için bir camide ezan ve ikametle vakit namazı usule göre kılındıktan sonra, tekrar cemaatle veya yalnız başına namaz kılacak olanların o vakit namazı için ezan ve ikamet getirmelerine gerek yoktur. Vitir, bayram, teravih ve diğer nafile namazlarda ikamet yoktur. 4) Evde veya kırda kılınacak farz namazlar için hem ezan, hem de ikamet getirmek daha faziletlidir. Yalnız ikametle de yetinilebilir. Fakat ezanla yetinmek mekruhtur. 5) Bir namaz için daha vakti gelmeden ezan okumak caiz değildir. Böyle okunan bir ezanı iade etmek gerekir. Çünkü bununla namaz vaktinin girmiş olduğu haber verilmiş olmuyor. Ancak İmam Ebû Yusuf ile üç imama göre yalnız sabah namazı için vaktinden önce ezan okumak caizdir. 6) Ezan ile ikamet arasını biraz ayırmak uygundur. Şöyle ki: Akşam ezanından sonra üç kısa ayet okunacak kadar bir ara verilmeli, sonra ikamet yapılmalıdır. Diğer vakitlerde ise, farz namazların iki rekatinde on iki ayet okumak şartı ile namazın tamamlanması kadar bir zaman bekleme yapılmalıdır. 7) Ezan ve ikamet, vakit namazları için sünnet olduğu gibi, kaza namazları için de sünnettir. Çünkü ezan ile ikamet, vakitlerin değil, namazların sünnetidirler.  Bir kısım kaza namazları başka başka yerlerde kaza olarak kılınacakları zaman, her biri için ezan ve ikamet gerekir. Fakat bir yerde kaza edilecekleri zaman her bir namaz için ezan ve ikamet daha faziletli ise de, ilk kaza edilecek namaz için ezan ve ikamet getirdikten sonra, diğer namazlar için yalnız ikamet yeterlidir. 9) İkamet ile namaz arasında yemek-içmek veya yıkanmak gibi bir iş yapılsa, ikameti tekrarlamak gerekir. Fakat ikamet getiren kimse, ikametten sonra sünnet kılsa veya imam ikametten sonra hazır bulunsa, ikamet iade edilmez. 10) Müezzin olan şahsın sünneti bilen ve takvası olan kimse olması müstahabdır. Cahillerin ve fasıkların ezan okumaları mekruhtur. 11) Sarhoşun, delinin, bûluğ çağına ermemiş çocuğun okuyacağı ezanı iade etmek mendub veya vacibdir. Aklı yerinde olan bir çocuğun ezan okuması da, bir rivayete göre mekruhtur. 12) Ezanı oturarak okumak mekruhtur. Ancak kendisi için okuyacaksa keraheti olmaz. Yolcudan başkası için, hayvan üzerinde ezan okumak da mekruhtur. 13) Ezanda telhin (ezan kelimelerinin harflerini bozacak şekilde okumak) mekruhtur. 14) Kadınların, bunakların, cünüb olanların ezan okumaları veya ikamet getirmeleri mekruhtur. Bunların ikametleri değilse de, ezanları iade edilmelidir. Çünkü ezanın tekrarlanması, cuma gününde olduğu gibi, meşrudur. Abdestsiz kimselerin de ikamette bulunmaları mekruhtur. 15) Müezzin cemaatin haline bakmalıdır. Cemaat bir namazın vaklinde kılınmasını islediği takdirde, hemen ikamette bulunmalı, mahalle büyüğünün veya dengi kimselerin gelmesini beklememelidir. Çünkü bunda riya, boyun eğme ve cemaata eziyet verme vardır. 16) Müezzin ezan ve ikamet getirirken ayakta olarak kıbleye yönelir. "Hayye ales-salâh = Haydin namaza" derken sağ tarafa, "Hayya alel-felâh= Haydin felaha" derken de sol tarafa döner. Minarede ise, duruma göre sağ taraftan sol tarafa doğru dolaşarak ezanı bitirir. Ezanda sesin yükselmesine yardımcı olsun diye iki parmağının uçlarını iki kulağına tıkar. 17) Sesi yükseltmek ve güzelleştirmek gibi meşru bir özür olmaksızın ikamet esnasında boğazı temizlemek (tenehnuh) mekruhtur. Ezan ve ikamet arasında müezzinin konuşması da mekruhtur, öyle ki, bu arada kendisine verilecek olan bir selamı da karşılamaz. 18) Ezan okunurken, ezanı duyanların dinlemeleri ve konuşmayı kesmeleri gerekir. Kur'an okuyan kimsenin de durup ezanı dinlemesi daha faziletlidir. Diğer bir görüşe göre, camide veya kendi evinde Kur'an okumakta bulunan kimse okuyuşuna devam eder. Fakat kendi mahalle mescidinde ezan okununca onu dinler. Bununla beraber ezan okunurken onu duyanların konuşmalarında bir kerahet olduğu da söylenmektedir. 19) Ezan ve ikameti işiten kimsenin, müezzinin söylediklerini aynen tekrarlaması müstahabdır. Yalnız müezzin: "Hayye ales-salâh, Hayyealelfelâh" dediği zaman işiten bunların yerine: "Lâ havle ve lâ kuvvete illa billah" (*) der. Sabah ezanında da müezzin: "Essalatü hayrün minennevm" deyince, işiten kimse: "Sadakte ve berirte = Doğrusun, gerçeği söylemiş bulunuyorsun" der. Ezanı işiten kimse cünüb dahi olsa, bu şekilde müezzine karşılıkta bulunur, çünkü bu bir övgüdür. Fakat hayız ve nifas hallerinde olan kadınlar bu ezan çağrısına karşılık vermezler; çünkü onlardan namaz sorumluluğu düştüğünden sözle karşılıkta bulunmak sorumluluğu da düşmüştür. 20) Ezanı işiten kimse, birinci defa "Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah" denilince: "Sallallahu aleyke ya Resûlallah = Allah sana salât etsin, ey Allah'ın Peygamberi!" der. İkinci defa müezzin tarafından: "Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah" denilirken: "Karret aynî bike, ya Resûlallah = Gözüm seninle aydın olsun, ey Allah'ın peygamberi!" der. Bunları söylerken de, baş parmaklarının uçlarını öperek gözlerine sürer ki, bu müstahabdır. İkamette bu yapılmaz. 21) Ezanı dinleyen bir müslüman, ezanın sonunda şu duayı yapar.(**) Çünkü bu duayı yapan kimse şefaata hak kazanır ve Peygamber Efendimiz ona şefaat eder. 22) Beş vakit namazlar için ezan okunduktan sonra, ayrıca cemaati namaza çağırma maksadıyla "Vakti salâ" gibi bir ifade kullanılmasına "Tesvîb", tekrar bildirme denir. Görülen ibadet gevşeklikleri için böyle bir uyarma yapılabilir. Böyle yapılmasını sonraki alimler iyi görmüşlerdir. Sonuç: Ezan-ı Muhammedi, müslümanlığın en büyük güzelliklerinden biridir. Müezzin olan zat, bütün aleme karşı Yüce Allah'ın varlığını, birliğini, Hazret-i Muhammed Efendimizin hak peygamber olduğunu ilan eder. Bütün insanları kurtuluşa ve mutluluğa çağırır. Bu bakımdan pek hayırlı bir insan demektir. Bunun için Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Müezzin sesinin yetiştiği yerlere kadar insan, cin ve diğer hiç bir şey yoktur ki, onu işitmiş olsun da, kıyamet gününde müezzin için güzel şehadette bulunmasın." Diğer bir hadis-i şerifin anlamı şöyle: "İnsanların kıyamette en uzun boylusu müezzinlerdir." Hazret-i Ömer (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir: "Eğer üzerimde halifelik görevi olmasaydı, müezzinlik yapardım." Bütün bunlar, müslümanlıkla hakka hizmetin, Allah sözünü yüceltmenin, hayrı sevmenin ne kadar kıymetli ve şerefli olduğunu göstermektedir. (*) "Günahlardan sakınıp dönmek ve itaata güçlü bulunmak, ancak Yüce Allah'ın koruması ve yardımı ile olur." (**) "Allahümme Rabbe hazihi'd-daveti't-tammeti vessalati'l-kaimeti âti Muhammedenil-vesilete ve'l-fazilete ve'd-derecete'r-refiate veb'ashü makamen Mahmudenillezi veadtehu. İnneke lâ tuhliful, mîad." Anlamı: "Allah'ım! Ey bu tam davetin (mübarek ezanın) ve kılınmak üzere bulunan namazın mukaddes Rabbi! Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu, kendisine söz verdiğin "Makam-ı Mahmud'a" eriştir. Şübhesiz sen, sözünden caymazsın." Vesile'nin cennette yüksek bir makam olduğu, faziletin de yine yüksek bir makam olduğu, Makam-ı Mahmud'un ise, en büyük şefaat makamı olduğu ifade edilmektedir. Böyle bir duada bulunmak Resûl-ü Ekreme muhabbetin ve ona sağlam bağlılığın bir nişanıdır. Alıntıdır A. Fikri YAVUZ
|
|
|
|
|
127
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazların Edebleri
|
: 07 Kasım 2007, 23:33:55
|
Namazların Edebleri Namazların bir kısım adabı vardır. Bunlar birer mendub demektir. Bunları terk etmek yerilmeyi gerektirmez, bir günah sayılmaz. Fakat bunları yapmak daha faziletlidir, daha çok sevab kazanmaya sebebdir. Şuurlu bir müslüman namazın ne kadar büyük bir ibadet olduğunu bilir, namaz sayesinde merhameti geniş olan ezelî mabudunun manevî huzurunda bulunduğunu anlar. O mukaddes mabudunun kendisini görüp bildiğini düşünerek son derece edebe riayet eder. Görünüş haliyle tevazu belirten bir durum alır. Mümkün olduğu kadar kalbinin iç duygularını dünyadan ve bayağı düşüncelerden korumaya çalışır. Bunun içindir ki: Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
128
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazların Sünnetleri
|
: 07 Kasım 2007, 23:33:26
|
Namazların Sünnetleri Namazların sünnetleri de vardır. Bu sünnetler, namazların vaciblerini tamamlar. Onlardaki noksanlıkları giderir ve fazla sevab kazanmaya sebeb olur. Sünnetlere riayet edip devam etmek Allah'ın peygamberine sevgi alametidir. Bununla beraber bu sünnetleri terk etmek, namazın bozulmasını ve tekrar kılınmasını gerektirmez. Fakat küçümsemeksizin kasden terk edilmesi bir hata ve bir mahrumiyettir. Fakat sünnetin hak görülmemesi, boş ve hikmetten uzak sayılarak küçümsenmesi, -Allah korusun- küfürdür. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
129
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazın Vacibleri
|
: 07 Kasım 2007, 23:32:46
|
Namazın Vacibleri Namazların farzları olduğu gibi, bir kısım vacibleri de vardır. Bu vacibleri yerine getirmekle namazın farzları tamamlanıp noksanları giderilmiş olur. Şöyle ki: Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
[/logged]
|
|
|
|
|
130
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazdan Kendi İhtiyarı İle Çıkmak
|
: 07 Kasım 2007, 23:31:57
|
Namazdan Kendi İhtiyarı İle Çıkmak Namaz kılanın, kendi ihtiyarına bağlı olan bir işle namazdan çıkması da, İmam Azam'a göre bir rükün olduğundan farzdır. Buna Huruç bisun'ihi (kendi ihtiyarı ile çıkmak) denir. Fakat iki İmama (İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'e) göre bu farz değildir. Bu ayrılıktan aşağıdaki iki mesele doğmaktadır: Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
131
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Tadil-i Erkâna Riayet (Rükünlerin Hakkını Vermek)
|
: 07 Kasım 2007, 23:31:21
|
Tadil-i Erkâna Riayet (Rükünlerin Hakkını Vermek) Namazlarda tadil-i erkana riayet, İmam Ebû Yusuf'a göre, bir rükün olduğundan farzdır. Bundan maksad, namazın kıyam, rükû ve secde gibi her rüknünü sükunetle yerine getirmek ve bu rükünleri yaparken her uzuv yatışıp hareket halinden beri bulunmaktır. Örnek: Rükûdan kıyama kalkarken vücud dimdik bir hale gelmeli ve sükunet bulmalı, en az bir kere: "Sübhanellahi'l-Azîm" diyecek kadar ayakta durup ondan sonra secdeye varmalıdır. Her iki secde arasında da böylece bir tesbih mikdarı durmalıdır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
132
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazlarda Son Oturuş
|
: 07 Kasım 2007, 23:30:48
|
Namazlarda Son Oturuş Namazların sonunda teşehhüd mikdarı oturmak da, namazın bir farzı ve bir rüknüdür. Buna Ka'de-i Ahire (son oturuş) denir. İki rekatlı namazlarda olan tek oturuşa da Ka'de-i Ahire denir. Sabah namazında olduğu gibi. Teşehhüd mikdarından maksad, "Tahiyyat'ı" okuyacak kadar zamandır.(*) Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
133
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazlarda Secde
|
: 07 Kasım 2007, 23:29:42
|
Namazlarda Secde Secde de namazın bir rüknü olduğundan farzdır. Namaz kılan kimse, rükûdan sonra secdeye varır. Rükûdan doğrulduktan sonra yere kapanarak iki dizi üzerinde ellerine dayanarak alnını ve bumunu (yüzünü) iki eli arasında yere veya yere bitişik bir şey üzerine koyar. Yüce Allah'a tazimde bulunur. Bu şekilde secde, her rekatta ikişer defa arka arkaya yapılır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
134
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazlarda Rükû
|
: 07 Kasım 2007, 23:28:30
|
Namazlarda Rükû Namazlarda rükû da bir rükün olduğundan farzdır. Kıraetten sonra eğilerek rükûa varılır. Baş ile sırt düz bir doğrultuda bulunur. Eller dizlere kadar uzatılıp dizler kavranır. Ayakta namaz kılan kimsenin rükû için yalnız başını eğmesi kafi gelmez. Arkasını da eğerek doğru bir çizgi gibi düz bir durum almış bulunur. Bu, tam bir rükûdur. Rükûa giden kimse böyle bir vaziyet almaz da kıyama daha yakın bir şekilde eğilirse, onun rükûu sahih olmaz. Fakat rükû vaziyetine daha yakın eğilmiş ise, rükûu sahih olur. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
135
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazlarda Kıraet
|
: 07 Kasım 2007, 23:27:37
|
Namazlarda Kıraet Namazda kıraet: Namaz kılanın kendisi işitebilecek derecede dili ile harfleri belirterek Kur'an-ı Kerîm ayetlerinden bir mikdar okunması, namazın bir rüknü olarak farzdır. Kendisi duyamayacak kadar bir sesle okuyuş kıraet değildir. Ancak imama uyan kimse bu kıraetten müstesnadır, bu kimse Kur'an okumaz. İleride açıklanacaktır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
136
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazlarda Kıyam (Ayakta Durmak)
|
: 07 Kasım 2007, 23:26:45
|
Namazlarda Kıyam (Ayakta Durmak) Kıyam, farz ve vacib namazlarda bir rükûndür ve bir esastır. Bundan dolayı kıyama gücü yeten kimsenin oturarak kılacağı farz veya vacib namaz caiz olmaz. rükûnler farz olduğundan onlara riayet etmek gerekir. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
137
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / İftitah Tekbiri
|
: 07 Kasım 2007, 23:25:21
|
İftitah Tekbiri Namaza: "Allahü Ekber" diyerek başlanır. Bu bir iftitah (başlangıç) tekbiridir. Buna "Tahrime"de denir. İftitah tekbiri, ancak Yüce Allah'ın şanını yüceltecek olan O'na mahsus bir ifade ile yapılır. Bununla namaza girilmiş ve dünya işleri ile ilgili kesilmiş olur. Tahrime, Hanefîlere göre namazın aslen bir rüknü değil, bir şartıdır, namazdan öncedir. Böyle olmakla beraber, namazın rükünlerine çok bitişik olduğu için bu da bir rükün sayılmıştır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
138
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazlara Ait Niyetler
|
: 07 Kasım 2007, 23:24:33
|
Namazlara Ait Niyetler Namazlarda niyet de şarttır. Şöyle ki: Niyet aslen bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeye karar vermesi ve bir işin ne için yapıldığını düşünmeksizin bilmesi demektir. Namazla ilgili niyet, Yüce Allah'ın rızası için ihlasla namazı kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevabları niyetlere göredir. İnsanın niyeti halis (sırf Allah rızası için) olmalıdır. İnsan yapacağı bir ibadeti şuurlu bir halde yapmalıdır. Yapacağı işle, Allah rızası gibi, yüksek bir gaye gözetmeli ve gaflet içinde bulunmamalıdır. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
139
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namaz Vakitleri
|
: 07 Kasım 2007, 23:23:07
|
Namaz Vakitleri Farz namazlarla bunların sünnetleri için, vitir namazı, teravih namazı, cuma ve bayram namazları için vakit de bir şarttır. Şöyle ki: Farz namazlar, sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarından ibarettir. Cuma namazı da öğle vakti içinde yerine getirilir. Bu namazların vakitlerini bilmek farz olan bir görevdir. Vakti henüz girmeden kılınan bir namaz geçerli değildir, vakti içinde yeniden kılınması gerekir. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
140
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Kıbleye Yönelmek
|
: 07 Kasım 2007, 23:21:24
|
Kıbleye Yönelmek Namazda Kabe'ye doğru yönelmek de bir şarttır. Bilindiği gibi Kabe, Mekke şehrindeki bir binadan ibaret değil, asıl olan bu binanın yeridir. Bu mübarek yerin göklere doğru üst tarafı ve derinliklere doğru alt tarafı hep kıble yönüdür. Bunun için Kabe'nin yanında veya içinde bulunanlar, Kabe'nin herhangi bir tarafına yönelerek namaz kılabilirler. Cemaatle namaz kıldıkları zaman da, imam ile cemaatin bir tarafta bulunması gerekmez. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
141
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Setr-i Avret (Ayıp Yerleri Örtmek)
|
: 07 Kasım 2007, 23:20:17
|
Setr-i Avret (Ayıp Yerleri Örtmek) Namazda avret yerini örtmek bir şarttır. Şöyle ki: Namazda örtülmesi farz olan ve başkalarının bakmaları caiz bulunmayan organlara "Avret yeri" denir. Erkeklerin avret sayılan yerleri, göbekleri altından dizleri altına kadar olan yerdir. Diz kapakları da bu avret sayılan yere girer. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
144
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazların Nevileri ve Rekâtları
|
: 07 Kasım 2007, 23:18:09
|
Namazların Nevileri ve Rekâtları Namazlar, farz, vacib, sünnet ve müstahab nevilerine ayrılır. Şöyle ki: Aklı yerinde olan ve büluğ çağına eren her müslümanın günde beş defa belli vakitlerde belli rekâtlarla kılacağı namazlar, birer farzı ayndır. Cuma namazı da bu kısımdandır. Vitir ve bayram namazları birer vacibdir. Farz namazlardan önce veya sonra yahut hem önce, hem de sonra kılınan bir kısım namazlar birer sünnettir. Teravih namazı da böyledir. Diğer vakitlerde sadece Allah'ın rızası için kılınan ve nafile (tatavvu) denilen bir kısım namazlar da, ya birer sünnet veya müstahabdır. Kuşluk namazı gibi. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
145
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazla İlgili Bazı Deyimler
|
: 07 Kasım 2007, 23:17:22
|
|
Namazla İlgili Bazı Deyimler
Salât: Namaz demektir. Çoğulu "Salâvat"dır. Salât, sözlükte dua manasındadır. Din deyiminde, bildiğimiz ibadetten, erkân ve zikirlerden ibarettir. Namaz kılana, "Müsalli" denir. Bir de "Salât", Peygamber efendimize şu şekilde yapılan dua manasına da gelir: "Allahümme salli ve selim alâ seyyidina Muhammedin ve alâ ali seyyidina Muhammed = Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve onun ailesine selamet ve rahmet ihsan buyur." Bu salat ve selamdan maksad, Peygamber efendimizin hem dünyada, hem de ahirette her türlü ikrama kavuşmasını istemekten ve bu vesile ile kendisine olan bağlılığımızı ve saygımızı göstermekten ibarettir. Tekbir: "Allahü Ekber" demektir. Kıyam: Ayakta durmaktır. Kıraat: Kur'an-ı Kerîm'den bir mikdar okumak demektir. Rükû: Sözlükte eğilmek demektir. Din deyiminde, namazdaki okuyuştan sonra eğilerek baş ve sırtı düz bir şekle getirmektir. Kaveme: Rükû halinden doğrulup da bir defa "Sübhane Rabbiyel'azim" diyecek kadar ayakta durmaktır. Secde: Namaz kılarken yere eğilerek yüzün bir kısmını, Yüce Allah'a saygı için yere koymaktır. Arka arkaya yapılan iki secdeye "Secdeteyn" denir. "Sücûd" sözü de secde etmek ve secdeler manasına gelir. Celse: İki secde arasında bir defa "Sübhane Rabbiyel'azim" diyecek kadar oturmaktır. Ka'de: Namazda teşehhüd için, "Ettehiyyatü lillâhi"yi okumak için oturmaktır. Bir namazda iki defa oturulursa, birinci oturuşta "Kade-i Ûlâ = İlk otururş", ikincisine de: "Kade-i Ahire = son oturuş" denir. Rek'at: Namazın bölüklerinden her biri demektir. Şöyle ki: Bir namazda kıyam, rükû ve iki secdenin toplamı bir rekattır. Bir namazda iki kıyam, iki rükû ve dört secde bulunursa, o namaz iki rekatlı olur. Üç veya dört kıyam bulunursa, o namaz üç veya dört rekatlı olur. Şef: Çift manasında olup namazların her iki rekâtına denir. Dört rekâtlı bir namazın önceki iki rekatına "birinci şef" son iki rekatına da "ikinci şef" denir. Üç rekatlı bir namazın üçüncü rekatı da, "ikinci şef" demektir.
Alıntıdır A. Fikri YAVUZ
|
|
|
|
|
146
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Namazın Önemi ve Fazileti
|
: 07 Kasım 2007, 23:15:34
|
Namazın Önemi ve Fazileti Bilindiği gibi Yüce Allah'ı tevhid (bir kabul etmek), Onun eşsiz varlığını bilip tasdik etmek, farz olan en büyük bir görevdir. Bundan sonra farzların en büyüğü ve en önemlisi namazdır. Namaz, imanın alametidir, kalbin nurudur, ruhun kuvvetidir, mü'minin miracıdır. Mü'min bu namaz sayesinde Yüce Allah'ın manevî huzuruna yükselir. Yüce Allah'a yalvararak manevî yakınlığa erer. Mü'min için ne yüksek bir şeref!.. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
147
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Teyemmümü Bozan Haller
|
: 03 Kasım 2007, 23:09:25
|
Teyemmümü Bozan Haller Abdesti bozan ve guslü gerektiren haller teyemmümü de bozar, hükümsüz kılar. Teyemmümü mubah yapan özrün kalkması da, bu özürden dolayı yapılmış olan teyemmümü bozar. Bu bakımdan su bulunmadığı için veya bir hastalık için yapılmış olan bir teyemmüm, su bulununca veya hastalık kalkınca hemen bozulur. Su ile abdest alınmadıkça veya cünüblük hali varsa, yıkanmadıkça namaz kılınamaz. Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
148
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Teyemmümü Mubah Kılan ve Kılmayan Bazı Haller
|
: 03 Kasım 2007, 23:08:42
|
Teyemmümü Mubah Kılan ve Kılmayan Bazı Haller Henüz namaz vakti girmeden de teyemmüm edilebilir. Fakat namaz için müstahab olan vakit geçmeden su bulabileceğini tahmin eden kimse için teyemmümü geciktirmek mendubdur. (Üç imama göre, bir namaz için vakti girmedikçe teyemmüm yapılmaz; çünkü teyemmüm bir zaruret için taharet sayılmıştır. Özürlünün tahareti gibi, vakitten evvel abdesti sahih olmaz.) Konunun devamı sadece kayıtlı kullanıcılara görünür. Giriş yapınız: Giriş Ya da buradan Üye Olunuz Cafein Forumları Üyeliği Ücretsizdir. |
|
|
|
|
|
149
|
Ders Notları - Ödevler / Din Kültürü / Teyemmümün Şartları
|
: 03 Kasım 2007, 23:07:42
|
|
Teyemmümün Şartları
Teyemmümü mubah kılacak bir özür bulunmalıdır. Bu özür, gerçek olarak veya hükmen suyu kullanmaya güç bulunmamaktır. Şöyle ki: Abdest alacak veya gusledecek kimsenin bulunduğu yerden en az bir mil (dört bin adım) uzakta suyun bulunmasıdır. Bu durumda su, gerçekten bulunmamış sayılır. Yahut su bulunur da, onunla yıkandığı takd | | |